Reklam
Kararsız ve oy vermeyen seçmen deyip geçme!
En doğru muhalefeti kim yapar hiç düşündünüz mü?
Durduk yere bir seçmen kararsız olmaz veya oy kullanmamazlık yapmaz. En duyarlı ve en akıllı seçmendir o; neyin ne olduğunu ve en doğru muhalefeti onlar bilirler.
news menu leftnews menu right
top news photography ORDU/DEVLET Diktasından AK PARTİ/PARTİ Diktasına Geçişe HAYIR

Değerli kovpartisi.net ziyaretçileri sitemizde yaptığımız anket sonucunda referanduma %66 oyla Hayır cevabı geldiği için kovpartisi.net olarak burdan hareketle bizde referanduma HAYIR kampanyamızı başlatıyoruz. Gerekçemizi içeren sloganımız ise: ORDU/DEVLET Diktasından AK PARTİ/PARTİ Diktasına Geçişe HAYIR Devamını Oku

Bağımsızlık ANKETİ

Türkiye'de yükselen politikleşmenin ikditidarı da bir yana koyan bir tür yeniden bağımsızlık ve kurtuluş hareketi olduğunu söyleyebilir miyiz?
 

Gizli Plan Anketi

Ak Parti'nin gizli ajandası/planı olduğunu ve bunu adım adım uyguladığını düşünüyor musunuz?
 

TSK ve Güven

TSK karargahına ve üst yönetim kadrosu zihniyetine güveniyor musunuz?
 

Baraj ANKETİ

Kılıçdaroğlu "baraj %1 bile olabilir" diyor Erdoğan ise terör konusunda "%1 lik partilere kadar görüşürüm" diyor. Sizce Seçim barajı % kaç veya nasıl olmalı?
 

Kimi Destekleyelim?

Yenilenmiş Anket- 2011 seçimleride meclisi demokratikleştirmek için kararsız ve oy vermeyen seçmenler barajı geçmesi muhtemel hangi partiyi desteklesin
 

Terör Anketi

Terörün iktidar partisi kaynaklı yanlışlardan arttığını düşünüyor musunuz?
 

Tehlike Anketi

İktidar kaynaklı politikaların ülkemizi iyilesme yerine daha bir sıkıntılı yapıya dönüştürdüğünü düşünüyor musunuz?
 

Siyasi Görüş Anketi

Hangi siyasi görüşle kendinizi tanımlıyorsunuz?
 

Askerlik Anketi?

Askerlik nasıl veya kaç ay olmalı?
 

Ortadoğu Anketi

Türkiye'nin İsrail'i de karşısına aldığı bir ORTADOĞU liderliğini gerekli buluyor musunuz?
 

Millyetçilik Nedir?

Milliyetçiliği ne olarak algılıyorsunuz?
 

Ergenekon

Kamuoyunda Ergenekon davası olarak bilinen hareketin asıl amacına uygun olarak , adil şekilde yasalarda uygulanarak işletildiğini düşünüyor musunuz?
 

Partiye Üyelik

Bir partiye üye olmanız gerektiğini düşünüyormusunuz
 


Türkiye'den Haberler
Hanefi Avcı'dan Gündemi Sarsan Kitap  e-Posta
Cumartesi, 28 Ağustos 2010 17:49

Editörün Haber Analizi : 

Gülen Cemaati bir kitapla bir anda bu hallere düşecek tehlikeli bir sınırda dolaşıyorsa, tehlikeli işler yapıyor ve sonunda da bu kadar tedirgin oluyorsa demek ki,  foyaları epey çok çıkarılacak. Hanefi AVCI dan anlaşılan o ki; kendisi demokratik bir HUKUK DEVLET'ine inanıyor ve bunu bizimde artık görmemiz gerektiği gerçeğini ortaya koyuyor bu kitabı yazarak. Hanefi AVCI'nın görevdeyken bu tezahürü Türkiye'nin HUKUK DEVLETİ olma ihtiyacının ne kadar üst seviyede olduğu gerçeğinden başka bir şey değildir ve başka bir şeye sebep olmamalı Hukuk Devletini tahsis etme dışında.. Bu anlamda Hanefi AVCI'nın kitabını ben hukuk devletine geçişin ilk somut adımı sayıyorum Türkiye için.

 

NTVMSNBC

Susurluk olaylarında devletin içindeki çeteleri açıklayan, görev yaptığı her yerde yolsuzlukla mücadelede isim yapan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, “Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı bir kitap yazdı.

 

Avcı, kitabında son dönemde gördüğü tabloyu şu şekilde tasvir ediyor; “Gördüğüm manzara korkunç; kadrolu devlet adamları devleti yönetmiyor, Emniyet Genel Müdürü, hatta İçişleri Bakanı haklı olduğunu bildiği bir kişiyi, doğruluğundan emin olduğu bir olayı ya da davayı savunamıyor, güvendiği ve inandığı adamları tuzağa düşürülüyor, haysiyetleri ile oynanıyor ama onlar bu kişilere sahip çıkamıyor. O zaman bu teşkilatı kim yönetiyor? Bu kamu gücünü kimler gasp etmiş kullanıyor, gücün sahibi olması gerekenler ellerindeki gücün gaspına neden ses çıkarmıyor, güçlerini geri almak için çabalamıyorlar?” 

 

“Dinleniyoruz, hepimizi dinliyorlar” korkusunu hiçbir zaman ciddiye almadığını ama kendisinin de kanunsuz şekilde dinlendiğini keşfettiğinde büyük bir şok yaşadığını anlatan Avcı, binlerce insanın aynı şekilde dinlendiğini, hâkimlere, savcılara bu kayıtlarla şantaj yapıldığını belirtiyor. 

 

Kitabında pek çok konuya değinen Hanefi Avcı, "Ergenekon" davası ile ilgili şu açıklamaları yapıyor; “Ergenekon örgütünün varlığı konusunda yazılı belge, doküman, örgütsel faaliyet sayılabilecek bazı ilişkiler varsa da eylemleri konusunda hiçbir ciddi emare yoktur. Geçmişte Türkiye’de meydana gelen pek çok olayın (Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro Cinayeti) Ergenekon örgütü tarafından gerçekleştirildiği iddia edilerek epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon’la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır.” 

 

‘İHBAR EDİYORUM’ 

İhbarda da bulunan Avcı, devlete ait olanların dışında da izleme ve dinleme aletleri olduğunu söylüyor.

 

Avcı, “Kozmik odalarda birkaç gün süren aramalar yapıldı. Burada hangi şüphe ve delil vardı, hangi iddialar üzerine buralar arandı? Şimdi ben açıkça adres veriyorum, hukuksuz dinleme ve izlemeler var, bunları dilekçemde belirttim. İstihbarat Dairesi’nde cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz? 

 

Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada da ben açıkça ihbar ediyorum. Bulunacak yerleri de söylüyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi neden denetlenemez? İstihbarat Daire Başkanlığı’nda arama yapılsa, demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddüdüm yoktur” dedi.

 

'DEVLET ELE GEÇİRİLMİŞ'

Devletin belli bir örgütün elemanlarınca ele geçirildiğini ifade eden Avcı, kitabında bu konuda "Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis, hâkim ve savcı değil, örgütün-cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil, cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İstanbul, Ankara, Erzurum ve İzmir’deki bazı özel yetkili savcılar ile bu iller dışındaki bazı polis birimleri arasında illegal bir ilişkinin varlığı açıkça gözükmektedir. 

 

Özel yetkili savcılar tarafından bu iller dışında gözaltına alınan ya da aranan kişiler hakkında karar çıkarmadan önce kimlik, iş ve ev adresleri gibi bilgilere ihtiyaç vardır. Normalde bu bilgiler o illerin savcıları veya çok uygun olmasa da Emniyet Müdürlükleri üzerinden resmi yazışma yoluyla temin edilmesi gerekirken, bugüne kadar hiçbir yazışma yapılmamıştır. O halde bu bilgiler nasıl temin edilmiştir?" diyerek illegal ilişkilere dikkat çekiyor.

 

‘GRUBA BAĞLANMIŞ POLİSLER’ 

Hanefi Avcı, eskiden beri polislerin birbirini koruduğunu ve kolladığını ifade ederek, yıllarca omuz omuza mücadele verince kurum içinde bu tür ilişkilerin geliştiğini anlatıyor.

 

Fakat son dönemde yeni bir tür polisin türediğini iddia eden Avcı bu konuda, “Oysa şimdi işler değişti. Bir grup polis kritik noktaları ele geçirmiş, diğerlerine suç isnadını da aşan resmen iftira atmaktan geri durmuyor. İşlenmiş bir suçu aydınlatmak gibi bir amaçları yok, tahkikat sırasında dinleme ve izleme yaparken temiz ve dürüst olduklarını bildikleri, birlikte çalıştıkları kişilere iftira ediyorlar. 

 

Şunu artık bilmeliyiz ki karşımızda arkadaşlarımız, meslektaşlarımız yok, bir ideolojiye, bir gruba bağlanmış, o grubun disiplinine tâbi olmuş örgüt mensupları var. Artık bunu kabullenmeliyiz” diyerek bir ölçüde meslektaşlarını uyarıyor. 

 

'BAYKAL BAŞBAKAN OLUNCA ŞANTAJ YAPILSAYDI...' 

CHP'nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da kaset konusuna değinen Avcı, bu kasedin Baykal’ın başbakan olması durumunda şantaj için kullanılması halinde neler olabileceğini sordu. 

 

“Baykal’ın gizli kamerayla çekilen görüntülerini içeren kaset olayını kim yaptı, niçin yaptı? Baykal bu ülkede muhtemel başbakan adaylarından biriydi, ülkenin ikinci büyük partisinin genel başkanı olarak konjonktürün değişimine göre her zaman başbakan olması ihtimal dahilindeydi. Bu video görüntüleri daha önce çekilmiş. 

 

Baykal başbakan olsaydı ve ülke için kritik bir karar arifesinde birileri çıkıp elimizde bu görüntüler var, eğer şöyle davranmazsanız bunları kamuoyuyla paylaşacağız deseydi acaba durum ne olurdu? Acaba kaç bakan, kaç genel müdür, kaç komutan veya onların eşleri ve çocukları hakkında da bu veya benzeri görüntüler mevcuttur? Bu olayın ilk benzeri Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’e yönelik hazırlanmıştı, bugün bu olayı cemaatin yaptığından en ufak şüphem yok.” 

 

NE YAPILMALI?

Hanefi Avcı, kitabında yaşanan durumların düzelmesi için de şu önerilerde bulunuyor; “Özel yetkili mahkemelerin tüm hâkim ve savcıları emsali hâkim ve savcılarla değiştirilmelidir, bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz.” 

*******************

 

ANKARA (ANKA) - Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın, "Haliç'te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı kitabı siyasi kulislerde bomba etkisi yarattı. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, "Benim yıllardır söylediğim bir hadise. Cemaat artık devlet istihbaratını kontrol eden ve yönlendiren bir durumdadır. Cemaat yapılanması referandumda 'evet' çıktığı takdirde HSYK seçimlerine doğrudan müdahale olacaktır" dedi. Haziran 2007'den bu yana CHP'nin kurumsal olarak dinlendiğini belirten Kart, "Hâlâ dinlendiği kanısındayım. Bu fiilen yapılıyor. Bu parti memuru, cemaat yapılanmasının sonucudur" diye konuştu.
Hanefi Avcı, kitabında; kendisinin bile telefonlarının dinlendiğini ve kurulan komployu Başbakan'ın Başdanışmanı'na aktardığını, CHP'nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kaset olayı için de, "Cemaat işi" diye yazdı. "Devlet içinde devlet" olduğunu iddia eden Avcı, "Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir; onlardan bilgi alan da onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır" dedi. Avcı'nın kitabında yer alan bu ifadeler siyaset dünyasında büyük yankı buldu.

-CHP'Lİ VEKİL: "YILLARDIR SÖYLÜYORUM"-

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Avcı'nın kitabında yer alan değerlendirmeler için, şöyle dedi:
"Benim yıllardır söylediğim bir hadise. 5 yıldan bu yana dile getirdiğim endişeleri doğruluyor. Bugün şudur; artık cemaate mensup okulların, dershanelerin, şirketlerin idari ve adli denetim dışı olduğu görülüyor. Bu yönüyle kayıt dışı yapılanma var. Bu kayıt dışı yapılanma ekonomik ve siyasi olarak destekler hale gelmiş durumdadır. 25 milyar dolar rakam kayıt dışı denetim durumunda. Bu rakamın bugün 100 milyarı aştığını söyleyebiliriz. Böyle bir güçten söz ediyorum."

-"DEVLETİN MEMURU YERİNE CEMAAT VE PARTİ MEMURU GELDİ"-

Endişe verici olan tablonun kamu yönetimine, devlet yönetimine gelen memur tipi olduğuna dikkat çeken Kart, "Parti memuru ve cemaatin memuru, AKP'nin memuru. Bunlar çoğu zaman dayanışma içinde. Zaman zaman da partinin memuru ile cemaatin memuru çekişme içine giriyor. İzlenme ve dinlenme birimlerinde cemaatin memuru egemen durumda. Artık kurumlarda kıdem, liyakat dışı yapılanma olduğu için kurumlar işlerliğini kaybediyor. Bu devleti çökertmenin setret yapılanmasının bir yoludur, bir yöntemidir. Kim hedef alınıyor: Yüksek Yargı ve TSK hedef alınıyor. Öylesine vahim bir tablo ki, birkaç yıldır ÖSYM merkezli sınavlara olan güven kaybedildi, polis sınavında da bunu görüyoruz. Soruların servis edildiğini görüyoruz" dedi.

-"CEMAAT DEVLETİN İSTİHBARATINI KONTROL EDİYOR"-

"Cemaat artık devlet istihbaratını kontrol eden ve yönlendiren bir durumdadır. Ama bir diğer vahim nokta; bu cemaat, dış istihbarat odakların yönlendirmesine tabidir" diyen Kart, cemaat yapılanmasının referandum sonuçlarıyla ilgili de devreye gireceğini belirterek, şöyle dedi:
"Cemaat yapılanması referandumda "evet' çıktığı takdirde HSYK seçimlerine doğrudan müdahale olacaktır. Şimdiden bu çalışma bakanlık inisiyatifinde sürdürülüyor. Cemaatle işbirliği içinde sürdürülüyor. Türkiye'nin 7-8 bölgeye bölerek, her bölgeye seçilecek hakimlerin belirlendiği, bu referandumun en büyük tahribatlarından biri olacak. Bölen, sabote eden bir tablo olacak."

-"CHP 2007'DEN BERİ DİNLENİYOR"-


Üç temel tarihin önemli olduğuna dikkat çeken Atilla Kart, şöyle dedi:
"4 Mayıs 2007 Dolmabahçe görüşmesi. Haziran 2007 CHP'nin kurumsal olarak dinlenmesi; hâlâ dinlendiği kanısındayım. Bu fiilen yapılıyor. Bu parti memuru, cemaat yapılanmasının sonucudur. 5 Kasım 2007 Erdoğan-Bush görüşmesi. Bu üç tarih birbirini beseleyen, tetikleyen, üreten özellikleri taşımaktadır."(ANKA)
(MG/ÖMR)

 

 
Tek tip askerlik dokuz ay olacak  e-Posta
Cuma, 27 Ağustos 2010 15:29

Bugün itibariyle Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturacak Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner'in yeniden gündeme getirdiği tek tip askerlik uygulamasının detaylarına ulaşıldı. Tüm askerler dokuz ay aynı karavanadan yiyecek. Asker ihtiyacı karşılanırsa bedelliye izin çıkacak.

 

Sabah'ın haberine göre, zorunlu askerlik hizmetini sadeleştiren tek tip askerlik düzenlemesinde dokuz aylık bir süre üzerinde çalışıldığı öğrenildi. Yeni model hayata geçtiğinde dört yıllık üniversite mezunu olanlar ile olmayanlar aynı sürede vatani görevini yapacak.  Kısa dönem askerlik sistemini rafa kaldıracak bu modelde, dokuz ay boyunca herkes aynı karavanadan yemek yiyecek. 

 

  Önceki gün görevini Orgeneral Erdal Ceylanoğlu'na devreden Org. Koşaner, devir teslim töreninde yaptığı konuşmada, tek tip askerlik düzenlemesine bir an önce geçileceğini belirtilerek, "Vatan hizmetinin herkes için eşit şartlarda yapılması, ayrıca eğitimli insan gücümüzden daha uzun süre ve daha etkin şekilde yararlanılmasına imkan yaratılması önem arz etmektedir" demişti. 

 

 45 GÜN ÖZEL SİLAH EĞİTİMİ

Yeni uygulamayla eğitim sisteminde de bazı değişikliliklere gidilecek. Terörle mücadelenin yoğun olduğu bölgelerde görev yapan er ve erbaşların eğitimsiz olduğu eleştirilerini dikkate alan Türk Silahlı Kuvvetleri, tek tip askerlik düzenlemesinde askerlere özel bir silah eğitimi verecek. Acemilik döneminden sonra herkes 45 gün süren özel silah eğitimi alacak. 

 

Hazırlıkları iki yıl önce başlayan tek tip askerlik çalışması tamamlandıktan sonra kanun taslağı TBMM'ye gönderilecek. Tek tip askerliğin taslak çalışmasına göre 9 aylık sürede acemilik ve usta birliği dönemleri de komutanlık ve birliklere göre değişiklikler içerecek. Bu süreyi kuvvetler belirleyecek. Planlamaya göre acemi eğitimi 20 ile 30 gün arasında verilecek. Yemin töreninden sonra ikinci döneme geçilecek. Bu dönemin ise 45 gün sürmesi planlanıyor. Bu süre içinde askerler özellikle silah kullanma konusunda özel eğitimden geçirilecek. Bu sürenin sonunda da personelin birlik görevlendirilmesi yapılacak. 

 

YEDEK SUBAYLIK TARİH OLUYOR

Yeni düzenlemeyle, TSK'nın ihtiyacı doğrultusunda dört yıllık üniversite mezunları arasından seçilen yedek subaylık dönemi de sona erecek. 12 ay süreliğine takım komutanı olarak kıtalarında görev yapan yedek subaylar da er statüsüyle zorunlu askerlik hizmeti yapacaklar. Takım komutanları ise mesleği askerlik olan sözleşmeli subaylardan oluşacak. Bedelli askerliğin çıkmaması için gerekçe gösterilen TSK'daki asker açığı da tek tip askerlik uygulaması sayesinde kapanmış olacak. 

 

Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ, 29 Nisan 2009'da düzenlediği İkinci İletişim Toplantısı'nda 2008 yılı itibariyle TSK'nın asker ihtiyacının ancak yüzde 65.49'unu karşılayabildiklerini açıklamıştı. Asker açığının kapanması halinde bedelli askerliğin yeniden gündeme gelebileceği öngörülüyor. Türkiye'de 400 bin dolayında kişinin bedelli askerlik beklediği belirtiliyor. 

 

5 FARKLI UYGULAMA VAR

Askerlik çağına gelmiş kişiler, kısa dönem, yedek subay ve uzun dönem askerlik yapabiliyor. Buna göre ilköğretim ve lise mezunu vatandaşlar 15 ay askerlik yapıyor. Üniversite mezunu olanlar ise askerliklerini 6 ay kısa ve yedeksubay olarak 12 ay yapabiliyor. Yurtdışında yaşayanlar ise 28 günlük paralı eğitimle askerliklerini tamamlayabiliyor. Gündemdeki bedelli askerlikte ise parayı yatıranlar 28 günlük eğitim alıyor.

 

 haberx.com

 

Editörün Haber Analizi :

Yıllardır çok yanlış uygulama var ordumuzda. Müttefiğimiz, "koruyucumuz", silah tedarikçimiz askeri işbirlikçimiz ABD 'de 1982 de profesyonal askerliğe geçmiş ve dünyanın en güçlü ordusu kabul ediliyor. Biz ise içerde bize efelenen, halka tepeden bakan ordu üst yönetimi anlayışının, Türkiye'nin dünyanın en güçlü ordusu mavalını dinliyoruz yıllardır ki, öyle olmadığınıda  20 yaşındaki gençleri 3 aylık askerlikle teröristin önüne atılmasından gayet net görüyoruz.

 

Diyeceğim şu, madem çok batıcı ve ABD'ci bir ordumuz var neden yıllar önceden beri onların yaptığı yapılmıyor. Neden ordumuz profesyonel, sağlam bir hale getirmedi her anlamda yıllardır göz göre göre? Neden mevzu sadece "zorunlu askerlik kaç ay olsun?" veya "bedelli çıksın mı?" arasında gidip geldi? Dünyanın hangi güçlü ordusunun gündemi bunlar? Bu nasıl bir ayıptır ki yıllardır vatandaşa ızdırap çektiriliyor talepleri kaale alınmıyor? Cevabı çok basit aslında, maalesef ordumuzdaki bu sorunlu genaral zihniyeti aynı muhtemelen profesyonel askerliği veya kısa zorunlu askerliği bir tür rejim ve sözde Atatürk savunucluğu ve paranoyası içinde "Kürt'leri Türk'leştirme ve halkı gütme ve sindirme" amaçlarına hizmet etmediği için istemiyordur.

 

Yıllardır insanlar askerlikten kaçıyor, açıköğretim fakültesini sırf kısa dönem askerlik için okuyorsa, demek ki ülke siyasetinde ve ordu yönetiminde ciddi yanlışlar var. Söylenenlere göre 40 bine yakın asker kaçağı varsa bu ülkede, bu başta ordu yönetiminin genarallerin ayıbıdır ülkemiz yıllardır asker baskısı altında yönetildiği için.

 

Şimdi kalkmışlar iş işten geçtikten sonra, ordunun üst yönetimi üstelik ABD den yönetilen Gülen cemaati ve muhafazakar iktidar koalisyonu ile kelimenin tam anlamıyla adeta tepelendikten sonra ve ülkenin ordu psikolojisi mahvolduktan sonra "9 aylık askerliğe geçilecek tek tip askerlik olacak" mavalları okuyorlar. Neymiş "2 yıldır üzerinde çalışıyormuş" nedir bu Allah aşkına ÖSS sınavı falan mı hazırlanıyoruz? 

 

Daha önceki yorumlarımda da yazdım, Türkiye'de diktacı asker anlayışı yüzünden batıda vatandaş askerlikten kaçıyor, güneydoğudaki kürt yurttaş ise askerlikle dağa çıkmayı karşılatırıp dağa çıkmayı seçebiliyor. Hal bu kadar vahimken neyden bahsediyoruz biz hala? İddia ediyorum gene terörün çözümü bile, profesyonel askerlikten yani ayrılıkçı veya devlete küs kürt yurttaşları zorla asker yapmamaktan geçiyor. 1990'ların ortasında en azından bu ülkede profeyonel askerliğe geçilseydi terör bile buralara gelmedne tükenirdi.

 

Buyrun size halk ne istiyorun cevabının anketi : http://kovpartisi.net/index.php?option=com_apoll&task=view&view=apoll&id=13:zorunlu-askerlik-kac-aya-indirilsin

 


 
"Elektrik fiyatlarının düşeceği yalan"  e-Posta
Perşembe, 26 Ağustos 2010 08:24

 TMMOB Makine Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, elektrik özelleştirmeleri sonrasında "fiyatların düşeceği" açıklamalarının bir yalan olduğunu belirterek, elektrik fiyatlarının sürekli artacağını iddia etti. 

 

ANKARA (ANKA) - TMMOB Makine Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, elektrik özelleştirmeleri sonrasında fiyatların düşeceğinin bir yalan olduğunu vurguladı. "Fiyatlar düşecek" yalanlarıyla toplumda boş hayal yaratılmaya çalışıldığını ileri süren Çakar, dağıtım şirketlerini satın alan grupların satın alma bedellerini ödeyebilmek, yeni yatırım ve işletme giderlerini karşılayabilmek için tarifelerde değişiklik talebinde bulunacaklarını vurguladı. Elektrik fiyatlarının sürekli artacağını iddia eden Çakar, "dağıtım bölgelerindeki kamu tekelinin özele devredileceğini ve elektrik dağıtımında yabancı sermaye egemenliğine geçileceğini ileri sürdü.


TMMOB MMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesiyle ilgili deklarasyon yayınladı. Deklarasyonda MMO'nun kamusal varlıkların ve hizmetlerin özelleştirilmesine karşı olunduğu belirtilerek, elektrik üretim ve dağıtımında, kar ve kazanç garantisi tanınan özel tekellerin egemenliğiyle elektrik fiyatlarının hızla yükseleceği ifade edildi. Özelleştirmeler sonucu fiyatların düşeceğinin yalan olduğu belirtilerek, bunun toplumda boş hayal yaratmaya yönelik bir demagoji olduğunu ifade etti. Gerçekte dağıtım şirketlerini satın alan grupların satın alma bedellerini ödeyebilmek, yeni yatırım ve işletme giderlerini karşılayabilmek için tarifelerde değişiklik talebinde bulunacağının ileri sürüldüğü deklarasyonda, elektrik kullanım fiyatlarının sürekli artacağı, dağıtım bölgelerindeki kamu tekelinin özel tekele devredileceği ve elektrik dağıtımında yabancı sermaye egemenliğine geçileceği iddia edildi.


Açıklamasında, elektrik dağıtım şebekelerindeki kayıp ve kaçakları azaltacak yatırımları yapmayan, enerji sektöründeki stratejik yanlış politika ve uygulamalardaki sorumluluğun, siyasi iktidar, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, ÖYK, ÖİB ve EPDK gibi "Bağımsız İdari Otorite" konumundaki kurumlarda yuvalanmış bir grup özelleştirme yanlısı bürokratta olduğunu kaydeden Çakar, "Elektrik dağıtım özelleştirmeleri üzerine iktidar ve yandaşı rant çevrelerinin kamuoyunda yürüttüğü "psikolojik savaş' yöntemlerine karşı özellikle belirtmek isteriz: TMMOB ve bağlı Odalarımız; bilimin, tekniğin, ülke, kamu ve halk yararı ışığında doğruları söylemek ve savunmaktan, bu alanda hukuksal mücadele sürdürmekten ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyecektir" dedi.

-ELEKTRİK DAĞITIM ŞİRKETLERİNİ ALANLARA TAHSİLİ MÜMKÜN ALACAKLAR DA DEVREDİLİYOR-


Deklarasyonda, MMO'nun kamu elektrik üretim ve dağıtım tesislerinin özelleştirilmesine karşı çıkma nedenleri şöyle sıraladı:
-Elektrik dağıtım şirketlerini devralan özel şirketlere, kamu şirketlerinin envanteri ve tahsili mümkün alacakları da devrediliyor.
-Özelleştirilecek dağıtım şirketinin ciro büyüklüğü ve alacaklarına karşın düşüm teklif bedeliyle ihale sonuçlandırılması kamu yararına aykırılık oluşturuyor.
-Dağıtım şirketlerini devralacak özel şirketlerin yapıp yapmayacağı belli olmayan yatırımlar daha şimdiden tariflere yansıtılarak ekstra kazanç ve kar garantisi sağlanmaktadır. Yatırımların nasıl denetleneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gözetilirse, yatırımlarıh piç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda bile, önceden belirlenmiş tarifeler yoluyla yapılmayan yatırımın bedeli vatandaştan tahsil edilecek. Soruyoruz: Yatırım finansmanının tarifeler yoluyla tüketicilerden karşılanacağı bu uygulamada devletin sırtından hangi yük kaldırılıyor? Bu işlem amaç yönünden de hukuka ve kamu yararına aykırılık oluşturuyor.

-ÖZELLEŞTİRMENİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN YAPILAN İŞLEMLER BİLE TARİFELERE YANSITILACAK-

-Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye ait dağıtım şebekelerinin işletme hakkı devirleri (İHD), hisseleri satılacak olan bölge şirketlerine önemli bir bedel karşılığında yapıldı ve bu bedel EPDK tarafından onaylanan tarifelere eklendi. Özelleştirmelerin gerçekleştirilebilmesi için yapılan işlemler dahi gelecekteki elektrik tarifelerine yansıtılarak, fiyat artışlarına yol açılacak.

-TÜKETİCİ, ŞİRKETİN GELİR TAVANINI GARANTİ EDECEK-


-Dağıtım şirketlerini alacak şirketler lehine belirlenen "gelir tavanı uygulaması" tüketicilerin şirketin gelir tavanını garanti edecek miktarda elektrik tüketmemesi halinde, bir sonraki yıl tüketmediği enerji üzerinden, özelleştirmeyle şirkete garanti edilen gelir tavanını ödemesini sağlayacak. Bu durum, ücretli dar gelirli ve yoksul halk için sürekli zam ve sömürü anlamına gelirken, kamu ve toplum yararı ile Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturuyor.

-GELİR TAVANLARINA ENERJİ PİYASASI ENDEKSİ BAZINDA ENFLASYON DÜZELTMESİ YAPILACAK-


EPDK tarafından onaylanan geçiş dönemi gelir tavanlarına Enerji Piyasası Endeksi bazında enflasyon düzeltmesi de yapılacak. Özelleştirmelerin yol açtığı elektrik fiyat artışlarının (yalnızca 2007 genel seçimleri sonrası elektriğe yüzde 72.3 oranında zam yapılmıştır) neden olacağı diğer mal ve hizmetlerdeki fiyat artışlarının enflasyon üzerindeki dolaylı etkisi, yine şirketler lehine bir gelir kalemine dönüşecek.

-KAYIP KAÇAK ORANLARINDA FAZLA DÜŞÜŞ SAĞLANMASI GELİR TAVANININ ÜZERİNDE KAR FIRSATI VERECEK-

-Elektrik kayıp-kaçak oranlarında öngörülen ve onaylanan hedeflerden daha fazla düşüş sağlanması durumunda, şirketlere tarife sisteminde yer almayanı garanti edilen gelir tavanının üzerinde bir kar elde etme olanağı sağlanacak.
-Dağıtım şirketlerinin, elektrik üreticisi firmaların yapacağı zamları doğrudan dağıtım ve perakende satış fiyatları aracılığıyla tüketicilere yanıltmaları kurala bağlanacak. Ancak dağıtım şirketlerinin öngörülenden daha ucuza elektrik elde ettikleri zaman sağlayacakları fazladan karı, tarifeleri düşürmek yoluyla tüketicilerle paylaşmaları söz konusu olmayacak. Dağıtım şebekesine ilk bağlantı kurulumu ücreti kesinti veya yeniden bağlanma gerektiğinde alman kesme-bağlanma bedeli gibi gelirler, tarifelerle elde edilecek gelirlerin dışında, şirketler için ayrı bir kar unsuru oluşturacak.

-YABANCILARA SATIŞA ÖNLEM ALINMADI-

-Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında, elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı gibi stratejik öneme sahip kamu hizmetlerinin özelleştirilmelinde yabancılara yönelik kimi önlemlerin alınması gerektiği vurgulanmasına karşın mevcut ihale ilan ve işlemlerinde bu konuda önleyici kurallara yer verilmemişti. İhale ilanlarında yabancılarla ilgili sınırlama getirilmemesi ve her bir dağıtım bölgesinin ayrı ayrı kontrolüne yönelik kurallara yer verilmemiş olması, Anayasa'ya ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 14. madde 3 fıkrasına aykırılık oluşturuyor.

-DİKEY BÜTÜNLEŞMEYLE TEKELLEŞMEYE YOL AÇILDI-


-4628 sayılı Kanunun ihale işlemlerinde uygulanacak kimi hükümleri, Anayasa'ya aykırılık taşıyor. Yapılan değişiklik sonrasında, tekel konumunda bulunan dağıtım sirkatlerinine üretim şirketi kurma ve bu şirketten alacağı elektrik miktarı konularında getirilen sınırlama ortadan kaldırılarak dikey bütünleşme yoluyla tekelleşmeye yol açıldı.
Diğer yandan, bir dağıtım bölgesine alt lisansı elinde bulunduran tüzel kişinin ihaleler ya da daha sonra hisse devirleriyle başka dağıtım bölgelerinin lisansını alabilmesi olanağı üzerinden yatay bütünleşme yoluyla tekelleşmeye açıklık sağlandı. Bu düzenleme; devlete tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görevi veren Anayasa'nın 167. maddesine aykırı bulundu.
Büyük uluslararası enerji şirketlerinin birden fazla ülkenin enerji üretim ve dağıtım hizmetlerini bünyelerinde topladığı, bu şirketlerin Türkiye'nin dağıtım özelleştirmelerine ilgi duyduğu, sermaye çevrelerinin girift ilişki, yapı ve ortaklıklarla yabancı sermaye gruplarına açıldığı bilinen bir gerçek.

-ELEKTRİK DAĞITIMINDAKİ TEKELLEŞME, DOĞALGAZ DAĞITIMIYLA DA TAHKİM EDİLDİ-


Diğer yandan Çoruh, Vangölü, Fırat, Trakya Dağıtım Bölgelerini devralması sözkonusu olan şirketin üç ayrı bölgede doğalgaz dağıtım lisansına sahip olması, Boğaziçi ve Gediz Elektrik Dağıtım bölgelerine en yüksek teklifi veren grubun Başkent Doğal Gaz Dağıtım A.Ş. için de en yüksek teklifi veren grup olması, elektrik dağıtım alanında tekelleşmenin doğalgaz dağıtımıyla da tahkim edildiğini gösteriyor.

-BORSADA İŞLEM GÖREN HİSSELERİN KİMİN ELİNDE OLDUĞU BİLİNMİYOR-

- Borsada işlem gören şirketlere ait hisselerin kimin elinde olduğu bilinemeyecek; bu hisseler piyasada faaliyet gösteren şirket ve gruplarca toplanarak tekelleşmeye yol açılacak. Yabancıların sektörü kontrol olanağı doğabilecek.
-2 Nisan 2004 tarihli ÖYK kararı, TEDAŞ'ın özelleştirme kapsam ve programına alınmasını içeriyor. Elektrik dağıtım şirketlerinin her birinin özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin herhangi bir ÖYK kararı bulunmuyor. Bu nedenle bölgesel dağıtım şirketlerinin özelleştirme işlemi, 4046 sayılı Yasa'ya açıkça aykırılık oluşturuyor.

-DAĞITIM ŞİRKETLERİNİN İHALE ŞARTNAMESİNDE İHALE KURALLARINA AYKIRI DÜZENLEME YAPILDI
-

-Dağıtım şirketlerinin ihale şartnamelerinin devir ve teslimle ilgili 20. maddesinde ihale kurallarına aykırı düzenleme yapıldı. Gerek 4046 sayılı Kanunun ihale usulüyle ilgili düzenlemelerinde, gerekse "Özelleştirme Uygulamalarında Değer Tespiti ve ihale Yönetmeliği'nde, ihale komisyonunun ihale sonucuna ilişkin nihai kararından sonra, ihale üzerinde kalan teklif sahibinin hisse yapısında değişiklik yapılabileceğine dair bir hüküm bulunmuyor. Ancak Meram EDAŞ özelleştirme ihalesinde birinci teklif sahibi İle üçüncü teklif sahibinin birleşmesi sonucu ihalenin hukuka ve kamu yararına aykırılığı oluştu.(ANKA)
(HGS/ES/HF)

haberx.com

EDİTÖRÜN Haber Analizi :

Fahiş fiyatlı elektiriğin düşürülümeden normal seviyelere çekilmeden özelleşetirilmesi vatandaşa ihanettir bence.. Daha söyleyecek laf bulamıyorum, eğer özelleştirmenin şartları arasında fahiş elektirik fiyatın düşürülmesi yoksa Ak Parti iktidarı hainlik yapmıştır ve yok yere vatandaşın elektiriğini özel sektöre peşkeş çekilmiştir "buyrun birazda siz sömürün" diye...

 

kovpartisi.net kurucusu ve editörü olarak bunun peşini bırakmayacağım... Bu ülkede elektirik normal fiyatlara çekilecek özel veya devlet başka yolu yok!  Yıllardır sosyal develt ilkesi adı altında bile temel ihtiyaçlarda bu kadar sömürülüyorsak, ilk önce buna son verdirmek bizim görevimizdir.

 
"Tek tip askerliğe geçilecek"  e-Posta
Çarşamba, 25 Ağustos 2010 21:46

Kara Kuvvetleri Komutanlığı devir teslim töreninde konuşan Org. Koşaner, tek tip askerliğe bir an önce geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Vatan hizmetinin herkes için eşit şartlarda yapılması, ayrıca eğitimli insan gücünden daha uzun süre ve daha etkin şekilde yararlanılmasına imkan yaratılması önem arz etmektedir" dedi. 25.08.2010 21:29 ANKARA(ANKA) -

 

Kara Kuvvetleri Komutanlığı devir teslim töreninde konuşan Orgeneral Işık Koşaner, tek tip askerlik modeline bir an önce geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Vatan hizmetinin herkes için eşit şartlarda yapılması, ayrıca eğitimli insan gücünden daha uzun süre ve daha etkin şekilde yararlanılmasına imkan yaratılması önem arz etmektedir" dedi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı karargahında düzenlenen törende konuşan Orgeneral Koşaner, günümüzde iç, bölgesel ve küresel anlamdaki güvenlik algılamaları ile tehdit ve risklerin iç içe geçtiğini, bu nedenle tehdit ve risklerin önceden kestirilmesinin güç belirsizlikler taşıdığını bildirdi. Modernizasyon faaliyetlerinin aksatılmadan ve geciktirilmeden sürdürülmesi, eğitimli, disiplinli, mutlak kazanmaya azimli, moral ve motivasyonu yüksek insan gücüne sahip olunmasının Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın öncelikli hedefleri arasında olduğunu vurgulayan Orgeneral Koşaner, şöyle devam etti: "Kara Kuvvetleri Komutanı olarak görev sürem içinde, bu hedefler doğrultusunda ateş gücü yüksek, nicelikten çok niteliği esas alan, modern silah sistemleri ile teçhiz edilmiş, gece ve gündüz kesintisiz her çeşit harekatı icra edebilecek, modernize edilerek küçültülmüş, ancak daha etkin ve beka kabiliyeti yüksek, caydırıcı nitelikleri gelişmiş bir kuvvet yapısının oluşturulmasına çalışıldı. Gelişmiş istihbarat, keşif ve gözetleme sistemlerinin etkin olarak kullanıldığı komuta ve kontrol sistemlerimizde önemli gelişmeler sağlandı. Her geçen gün daha karmaşık hale gelen silah sistemleri, teçhizat ve malzemeleri kullanacak personelin ve bilhassa profesyonel personelin eğitimlerine ağırlık verildi.

 

Modernizasyon projelerinin zamanında gerçekleştirilmesi, yeni projelerin hazırlanması ve tamamlanan projelerin öncelikle hizmete sokulması dikkatle takip edildi." -PROFESYONEL KOMANDOLAR- Üç yıl önce başlatılan komando tugaylarının profesyonel hale getirilmesini öngören projenin tamamlandığını anımsatan Orgeneral Koşaner, "Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki 5 komando tugayının, operasyonlarda görev alan komando kol unsurlarının tamamı uzman erbaşlardan oluşacak şekilde yapılandırılmıştır" dedi. Kara Kuvvetlerinin gücünün temelini Mehmetçik'in oluşturduğunu vurgulayan Orgeneral Koşaner, şunları söyledi: "Vatan ve millet sevgisi ile hiçbir fedakarlıktan kaçmadan görev yapan Mehmetçiğin yerini alabilecek, onun yerini doldurabilecek başka bir personel tanımlamak mümkün değildir. Bununla beraber bir an önce tek tip askerlik uygulamasına geçilerek vatan hizmetinin herkes için eşit şartlarda yapılması, ayrıca eğitimli insan gücümüzden daha uzun süre ve daha etkin şekilde yararlanılmasına imkan yaratılması önem arz etmektedir." (ANKA/DEVAM) (ÜNS/BRŞ)

 
"Hayırda, hayır vardır"ın telifi bizim  e-Posta
Perşembe, 15 Temmuz 2010 18:22

 


DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun referandum sloganı olan "Hayırda, hayır vardır" ifadesinin telifinin kendilerine ait olduğunu belirtti. "Telif hakkımızı kimseye kaptırmayız" diyen Cindoruk, sloganı kullanmak isteyenlere de müsamaha göstereceklerini ifade etti. -Cindoruk, seçime işaret ederek, AKP'nin referandumu "menünün birinci yemeği gibi kullandığını" belirtti.

 

ANKARA (ANKA) - DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun referandum sloganı olan "Hayırda, hayır vardır" ifadesinin telifinin kendilerine ait olduğunu belirtti. "Telif hakkımızı kimseye kaptırmayız" diyen Cindoruk, sloganı kullanmak isteyenlere de müsamaha göstereceklerini ifade etti.
Cindoruk yaptığı yazılı açıklamada, 12 Eylül'de yapılacak referanduma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Referandumun halkın sırtında bir yük ve külfet olduğunu belirten Cindoruk, "Türkiye'de 1961'den bu yana yapılan referandumlar, halkı yormuş, kızdırmış ve şaşırtmıştır" dedi. Referandumun, "çok tehlikeli bir enstrüman" olduğunu ifade eden Cindoruk, "Yazıktır bu halka, bu partilere, bu trafiğe, gidişlere, gelişlere, Parlamento'nun sarf ettiği fevkalade ağır emeğe. Birbirlerinin boğazına sarıldılar, pantolonu düşen milletvekili oldu, bütün bunları yaşadık. Türkiye'de, çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Arkasından bir seçim de gelirse. Türkiye, ana meseleleri konuşamayan, kavga eden bir atmosfer yaşayacak. Bu referandumu yapmayın. Seçim tarihini belli edin, gidelim. İktidar Partisi, Referandumdan sonra ya mağdurları oynayarak seçime gidecek, ya da muzafferleri oynayarak seçime gidecek. Seçime gitmek için bir ön hazırlık yapıyor. Bence menünün birinci yemeği gibi onu kullanıyor. Bunun sonuçlarına da katlanacaktır" dedi.
Cindoruk, terörle mücadele edildiği sıkıntılı bir dönemde halkın önüne teröre fırsat verecek bir referandum konulmasının sırası olmadığını da vurgulayarak, "Bu sürecin, propaganda dönemi var, mitingi var, korunması gereken insanlar var Devlet bürokrasisi, polisi, güvenliği, milli istihbaratı bunlarla uğraşacak. Terörle kim uğraşacak" diye sordu.

-KILIÇDAROĞLU'NA İZİN VAR-

Referandum kampanyasında telif hakkı DP'ye ait olan "Hayırda, hayır vardır" sloganını kullanacaklarını söyleyen Hüsamettin Cindoruk, "Hayırda hayır vardır sözü, güzel bir söz. Onun da telif hakkı Demokrat Parti'nin. Telif hakkımızı kimseye kaptırmayız. Ama bunu kullanmak isteyenlere de müsamaha ve müsaade göstereceğiz. "Hayırda, hayır vardır' bu iş için, referandum için. Ama esas hayır, siyasetten, askeri kesime kadar herkesin bir araya gelmesidir. Türkiye Devleti'nin varlığını koruması için bir araya gelmesidir" dedi.
"Hayır'da Hayır vardır" sloganını ilk kez Adalet Partisi, 1961 yılında yapılan halk oymasında kullanmıştı. Cindoruk sözlerine şöyle devam etti:


"1961 yılında yapılan referandumda, iktidar partisi yoktu. Sadece ihtilalı yapan bir komite vardı; Milli Birlik Komitesi. Kurucu Meclis, "Hayır' propagandası yapılmasını yasakladı. "Evet' propagandası mümkün, "Hayır' propagandası yasaktı. Bunun üzerine Tahsin Demiray isimli bir yayıncı "Hayırda, hayır vardır' diye bir slogan attı ortaya. Birincisi "Hâyır', ikincisi "Hayır'. Güzel, üslubu güzel, lezzetli, konuşması, söylenmesi de güzel. Bu slogan dilden dile, elden ele, kulaktan kulağa yayıldı. Ve o baskı rejimi içinde, referandumdan, yüzde 40'a yakın "Hayır' oyu çıktı. Ancak Türk halkı oyuna geldi. Meğer Yassıada kararlarının gerekçesi açıklandığında gördük ki, "Halk bu bizim kararımızı tasvip etmiştir' diye bir paragraf var. Halk, Adnan beyin (Adnan Menderes) ve arkadaşlarının idamlarını, diğerlerinin müebbet hapis cezalarını tasvip etmiş duruma getirildi. Referandum, böyle tehlikeli, her tarafa çekilebilen bir araç. Demokratik olduğu doğruda, demokrasi içinde kullanılırsa, yada iyi niyetle ortaya atılırsa."


1982 referandumunun da tehlikeli bir araç olarak, antidemokratik kullanıldığını belirten Cindoruk, "Daha sonraki yıllarda, 1987'de siyasi yasakların kalkması için yine bir referandum yaptık.Yasakların kalkması bir hakkın verilmesidir. Aslında bir hakkın verilmesi için referandum olmaz. Ama Kenan Evren o zaman Cumhurbaşkanı idi, ısrar etti, o referandumu yaptık. O referandumda şunu gördüm ben. Yüzde yüz haklı olduğunuz bir konuda dahi halka bunu anlatmakta zorluk oluyor. Referandum, seçim propagandasına benzemiyor. Referandum çok sanal bir şeyi anlatmaktır" dedi.(ANKA)
(GO/ÖMR)

http://www.haberx.com/hayirda_hayir_vardirin_telifi_bizim(17,n,10395262,869).aspx

 
« BaşlatÖnceki12345678SonrakiSon »

Sayfa 1 > 8
AK PARTİ AK Parti - Adalet ve Kalkınma Partisi
Aydınlık Türkiye Partisi ATP - Aydınlık Türkiye Partisi
Büyük Birlik Partisi BBP - Büyük Birlik Partisi
BCP - Bağımsız Cumhuriyet Partisi
Bağımsız Türkiye Partis BTP - Bağımsız Türkiye Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi CHP - Cumhuriyet Halk Partisi
Dtp
DTP - Demokratik Toplum Partisi
Demokratik Sol Parti DSP - Demokratik Sol Parti
Demorkat Parti
DP - Demokrat Parti
Emeğin Partisi EMEP - Emeğin Partisi
Genç Parti GP - Genç Parti
HEPAR - Hak ve Eşitlik Partisi
HYP HYP - Halkın Yükselişi Partisi
HÜR PARTİ - Hürriyet ve Değişim Partisi
İşçi Kardeşliği Partisi İKP - İşçi Kardeşliği Partisi
İP - İşçi Partisi İP -  İşçi Partisi
Liberal Demokrat Parti LDP - Liberal Demokrat Parti
MHP Milliyetçi Hareket Partisi MHP - Milliyetçi Hareket Partisi
MP Millet Partisi MP -  Millet Partisi
ÖDP Özgürlük ve Dayanışma Partisi ÖDP - Özgürlük ve Dayanışma Partisi
SP Saadet Partisi SP - Saadet Partisi
SHP Sosyal Demokrat Halkçı Parti SHP -  Sosyal Demokrat Halkçı Parti
Turkuaz Hareket TH - -  Turkuaz Hareketi
Türkiye Değişim Hareketi TDH - Türkiye Değişim Hareketi"
Türkiye Partisi TP - Türkiye Partisi
Türkiye Komünist Partisi TKP - Türkiye Komünist  Partisi
Yeni Parti YP - Yeni Parti
Yurt Partisi YP - Yurt Partisi
Siyasetten Korkma Güzel Yarınlardan Olma
Twitter Kov Partisi
Kararsızlar ve Oy Vermeyenler Partisi on Facebook

Anket

Seçim Barajı kaldırılmazsa veya düşürülmezse Kov Partisi gerçek bir parti olarak kurulsun mu tepki olarak buna?
 

Yaklaşım Anketi

Siyasetle ilgilenmeyi tehlikeli buluyor musunuz?
 

Müdavim Olayım



ABD ile müttefiklik

ABD ile müttefikliğimizin sürdürülmesini doğru buluyormusunuz?
 

Terör Anketi

pkklıların ve dtpnin özeleştiri yapıp pişmanlıklarını ifade etmedikleri ve özür dilemedikleri bir çözümü kabul ediyor musunuz?
 

Tasarım

logo_linuxkur.com.png



Destekleyen Joomla! Designed by: Free Joomla 1.5 Template, top web hosting. Valid XHTML and CSS.