KOV Partisi
Joomla Templates and Joomla Extensions by JoomlaVision.Com
news menu left
news menu right

NATO Anketi

Türkiye NATO'dan çıkmalı mı?
 

Özelleştirmeler

Özelleştirmelere karşı mısınız?
 

Bağımsızlık ANKETİ

Türkiye'de yükselen politikleşmenin iktidarı da bir yana koyan bir tür yeniden bağımsızlık ve kurtuluş hareketi olduğunu söyleyebilir miyiz?
 

Gizli Plan Anketi

Ak Parti'nin gizli ajandası/planı olduğunu ve bunu adım adım uyguladığını düşünüyor musunuz?
 

TSK ve Güven

TSK karargahı üst yönetim kadrosu zihniyetine güveniyor musunuz?
 

Terör Anketi

Terörün iktidar partisi kaynaklı yanlışlardan arttığını düşünüyor musunuz?
 

Tehlike Anketi

İktidar kaynaklı politikaların ülkemizi iyilesme yerine daha bir sıkıntılı yapıya dönüştürdüğünü düşünüyor musunuz?
 

Askerlik Anketi?

Askerlik nasıl veya kaç ay olmalı?
 

OrtadoÄŸu Anketi

Türkiye'nin İsrail'i de karşısına aldığı bir ORTADOĞU liderliğini gerekli buluyor musunuz?
 
Türkiye'yi Rehabilite Etmek
Köşe Yazıları - Editör
Çarşamba, 21 Temmuz 2010 22:39

Gündemimiz; her gün kriz veya polemik düzeyinde yeni bir konu üzerinden akıp giderken ve bizler bunları tartışırken dönüp "bize neler oluyor?" diye düşünmüyoruz her zamanki gibi.

 

Sadece bu gündem konularının arasında bazı uyarılar yapıyor bazı uzman olduğu söylenen insanlar. Ama maalesef gidişatın kötülüğünün ne boyutta olduğunu; çözümlerin aciliyetini ve ciddiyetini kavratıp harekete geçirtecek düzeyde olmuyor bu ara değinmelerde...

 

Gerçek şu ki,  önümüzdeki 1 yıl seçime kadar yapacaklarımız muhtemelen gelecek 10-20 yılımızı iyi veya kötü yönde çok net şekilde belirleyecek gözüküyor .  Halimizi anlatmak için hani diyorlarya: "çok kritik bir dönemdeyiz" diye. Evet, bu sefer çok kritik dönemdeyiz ama toplum olarak değil, birey bazında çok kritik kişisel dönemlerdeyiz aslında biz ve bu toplumsal bir sonuç oluşturuyor toplamda. Asıl görülmesi gerekende bu


Bunu böyle teşhis etmek daha doğrudur yoksa kredi kartı borcu için ailesini katleden bir Albay'ı veya düğünden dönerken ehliyeti olmayan 17 yaşındaki oğluna aracı verip kanala uçurtan ve kardeşlerinin ölümüne sebebiyet veren babanın psikolojisini anlayamayız ve ülke olarak kritik dönemden geçiyoruz tespitinide haklı bir yere koyamayız. Dahası bu bireysel bunalımı anlamadan da politika ve önlem geliştiremeyiz ülke için.

Mevcut bu bakışla trafikte her gün 10 larca kişinin neden öldüğünü çözemeyiz. Demek ki, artık aracı kullanan şoförler o aracı kullanmayı ciddiyete almayacak kadar bir bireysel bunalım yaşıyorlar hayatlarında. Artık Türkiye'de olaylara makro genel bakmak yerine mikro düzeyde çok söylenen "önce insan" açısından bakmak zorundayız; çünkü makro anlamda görüldüki herkes için faydalı politika üretilmiyor siyasetçiler tarafından. O zaman bir olayı mikro hayat hikayelerine çekip ancak olumlu değişimi burdan sağlayıp, toplumu da bireylerden hareketle çözümleyip rehabiliteetmek gibi bir çözüm çıkıyor karşımıza


Malum şu son 3 yılda çok kötü boyutlarda bunalım, kafa karışıklığı ve şiddet eğilimi gözleriniyor ülkemiz bireylerinde. Her ne kadar eskiye göre kalkınma olsa da, siyasi ve ekonomik sıkıntılı gerçeklerden dolayı toplamda ülke toplumu olarak şiddet eğilimimiz, sapkınlıklarımız, mağdurluklarımız kısaca hastalıklı hallerimiz de giderek çoğalıyor. Bu yüzden bir an evvel ülkemizi rehabilite etmemiz gerekiyor.


Türkiye'de acil olarak, herkesin tek tek kendini her şeye rağmen rehabilite etmesi gereken çok ciddi bir süreçteyiz aslında. Bunu eğer bireysel anlamda algılayıp gerekenkenleri yapmazsak, önümüzdeki 10 yıl boyunca devam edecek ve sonlanmayan bir şiddet, bunalım, intihar, ölüm, cinayet vb şeyleri çokca yaşayabiliriz küçük veya büyük ölçekte ve terörde buna dahildir çünkü; teröristin motivasyonunu sağlayan şeylerde bunlardır..


Ama maalesef son 5 yıldır internet ve özel meyda araçlarının yaygınlaşması ile yıllardır üzerindeki devlet baskısından bahsedip, iyi şeyler yapma alanı bulamadığından şikayet eden insanlarımız, bu bilgi ve iletişim ortamını tam tersi amaçla bireysel menfaat ve zevk dürtüleri için daha çok kullanmayı seçti.

 

Büyük bir bir özgürlük ve konuşma alanı bulan insanlarımız maalesef yapıcılıktan çok yıkıclılık ve bireysel umursamazlık çerçevesinde eğlence için kullanmaya başladı. Teknoloji ile eline geçen bu fırsatı her anlamda epey kötü kullandı. Hoşgörü, sağduyu, yapıcılık ve sivil inisiyatifin zirveye değil, tabana vurduğu bir ülke haline geldik. Bu yüzden kolay kolay kimse hiç bir şeyden memnun olmuyor ve her şeye bir kulp buluyor halde şuan. Artıları ve eksileri görebilerek konuşan ender insan var.  


Terörün ve trafik kazalarının, cinayet ve örgütlü suçların arttığı bu dönemde ülke bireylerinin, kendi rahatı peşinde koşmaktan başka bir şey yapmadığını da görüyoruz. Birileri ısrarla tatil için yazlık mekan, disko/bar seçme derdindeyken ve toplumda olan terör sorunu için "bu savaş benim savaşım değil" havası veriyorken ve güneydoğuda 89 doğumlu gençlerde şehit oluyor veya 30 kilo yükle günde 30 km yürüyor ve her gün rutin mayın taraması yapıyor ve gece nöbet tutuyor.


Bu anlamda maalesef  sadece "barış" demekle olmuyor. İstanbul'da 1 milyon insan neden protesto yapamıyor , hala ayağa kalkmıyor  verahatsız olduğu belli etmiyor? Ya da neden tatil derdimizden bu yaz için vazgeçip ülke geleceği için yani kendi geleceğimiz için yapacağımız şeylere odaklanamıyoruz sivil toplum olarak veya neden askerlerimizin öldüğü yerdeki çökme mevzusunu karikatürize edip geyik konusu yapıp laçkalaşıp orda ölenlere saygısızlık yapıyoruz? Bu kıvamsız cıvık demokratlıkla barış sağlamaktan çok teröristi motive ederiz biz ve insanları hasta ederiz bunlarla meşgul olan.


Herkes yapıcı olmayı ilke edinmeli ve artılara ve eksilere bakmalı. Bunu ancak biz yaparız ben yaparız diyerek kendisi dışındakileri yok saymamalı kimse ve elini herkes taşın altına koymalı ve yaz sıcağında bile olsa bu 3 ay boyunca ve sonrasında siyasi partilere,  sivil toplum örtüglerine bulunduğu yerdeki yönetime katılmalı ve toplantılara katılmalı gösteri yapmalı.


Elindeki yapıcı araç neyse internetse bir blog açıp bireysel, toplumsal şiddete, teröre, ekonomik krize çözüm önerisi içeren yazılar yazmalı hergün ve kadın, erkek, aşk, cinsellik muhabbeti yapmamalı ve bir şey yapmadı zaman utanmalı bu kaos içinde sakince kendi için yaşadığı için.


Kimse önümüzdeki bir sene en azındna seçime kadar sadece kendini düşünmmeli. Hep para, sevgili, araba, tatil hesabı yapmamalı. En ciddi konulada bile geyik yapma derdinde olmamalı cıvımamalı ciddi olanlarıda yargılamamalı.

 

Herkes bulduğu her alanda yapıcı çözümler fikirler üretmeli ve insanları iyi bir gelecek için motive etmeli. Herkes gidip bir siyasi partiye ve derneğe üye olmalı artık. Beğenmediğimiz; dünyayı sömürüp, yiyip içip, eğleniyorlar dediğimiz ABD de, bir kişi haftada 4 saatini sivil topluma harcıyor. Herhalde bu bizde 0 veya 1 dakidadır haftada. Hal böyleyken nasıl gelişebilirz ve sorunları en aza indirebiliriz


İnsafsız ve hakaretle götürülen ve karşındakini yok sayan siyasi üslupları terkedelim artık. Bu bize bir fayda sağlamaz çünkü; hiç birşey tek başına sadece zararlı ve kötü değildir, herşeyin iyi yanlarıda vardır ortaya konması gereken. Bu ülkede şiddeti savunmayan ve aleni olarak kanunları ihlal edip; kargaşa ve kaos yaratmayan, insanları provake etmeyen, yıkıcı olmayan herkese tahammül etmek zorundayız fikri ve çabası ne olursa olsun. İyi fikri varsada alıp kullanmalıyız kim yapıyor diye bakmadan.


Günde 1-2 saatimizi ayırıp yapıcılık olarak ne yapabilirim diye düşünmeliyiz. Tv dki tartışma programlarını izlemeli ve düşünerek oturduğu yerden bile olsa sivil inisiyatif projeleri üretmeli bunları insanlara duyurmalı ve ilgili yerlere iletmeliyiz. Bunun şartları oluştu şuan küçük bir kartopunun kocaman bir kar yığınına yuvarlanarak dönüştüğü imkanlar mevcut ve artık bizler siyasetle daha ilgilenmeliyiz her konuda.

 

Ciddi olmalıyız ve yapacaklarımızın başta kendi hayatımızın geleceği ve huzuru için olduğunu bilip bu gemiye sahip çıkacağız artık buna mecburuz. Bunları bahane üretmeden yapacağız çünkü; hepimiz aynı gemideyiz ve herkes denizde alabora olmamak için kıyıya varıp kıyıdan denize girmek için bu gemide bir işe yarayabilir. Tıpkı Atatürk'ün gemiyi karaya çıkamak için verdiği savaşı kazanıp sonra İstanbul'un florya sahilinde denizin keyfini çıkardığı gibi.


Yeterince ve doğru tanımasak da, Atatürk'ü örnek alalım, hayatını araştıralım yanlışı doğrusu neler onu görelim. Önümüzde bir idol var başarılı olmuş. Ömrünün 20-30 yılını amansız şekilde ülkesi için çalışarak geçirdi ama son 5-10 yılında 100 yılda yaşayamayacağı nimetlere kavuştu. Biz bu ülkeyi neden terör, savaş, ölüm, bunalım, trafik kazaları, cinayet alanına çevirelim ve bundan tedirgin yaşayalım ömrümüz sonuna kadar. 2-3 yıl dişimizi sıkıp, kendimizi düşünme kendimizi garantiye alma derdinden sıyrılıp yaşayacağımız 20-30 yılı cennete çevirelim bu cennet vatanda.


 Unutmayalım artık zaman bana dokunmayan yılan çok yaşasın diyenlere özellikle yılanın en büyüğünün dokunduğu bir dönem. Bıçak gemiye dayandı artık. Maalesef bunun acısını herkes daha kötü hisseder oldu ve herkes tedirdin sokağ çıkarken. Geç kalmayalım ve bir an evveel Türkiye'yi hep beraber rehabilite(iyileştirme) edelim.

 

Son olarak : "His yok, acı yok, hareket yok leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana sen böyle değildin. Feryadı bırak, kendine gel çünkü zaman dar. Uğraş ki telafi edecek bunca zarar var.."(Mehmet Akif Ersoy)

 

Editör,

 

 

Yorum ekle

Ak Parti

Ak Parti'ye hangi sebeplerle oy veriyorsunuz veya verildiğini düşünüyorsunuz?
 

Yaklaşım Anketi

Siyasetle ilgilenmeyi tehlikeli buluyor musunuz?
 

Asgari Ücret

Asgari Ücret uygulaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
 

Müdavim Ol



Terör Anketi

pkklıların ve dtpnin özeleştiri yapıp pişmanlıklarını ifade etmedikleri ve özür dilemedikleri bir çözümü kabul ediyor musunuz?
 

Gülen Cemaati

Gülen Cemaatine bakışınız nasıl?
 

Türban Sorunu

Türban sorununa hangi açıdan bakıyorsunuz
 

Siyasi Görüş Anketi

Hangi siyasi görüşle kendinizi tanımlıyorsunuz?
 

Baraj ANKETİ

Kılıçdaroğlu "baraj %1 bile olabilir" diyor Erdoğan ise terör konusunda "%1 lik partilere kadar görüşürüm" diyor. Sizce Seçim barajı % kaç veya nasıl olmalı?
 

Millyetçilik Nedir?

Milliyetçiliği ne olarak algılıyorsunuz?
 

Ergenekon

Kamuoyunda Ergenekon davası olarak bilinen hareketin asıl amacına uygun olarak , adil şekilde yasalarda uygulanarak işletildiğini düşünüyor musunuz?
 

Partiye Üyelik

Bir partiye üye olmanız gerektiğini düşünüyormusunuz
 



Destekleyen Joomla!.
Warning: call_user_func(tdo) [function.call-user-func]: First argument is expected to be a valid callback in /home/wwwkovp/public_html/templates/themza_j15_17/html/pagination.php on line 153
Valid XHTML and CSS.