Türkiye'de son dönemde kendine "muhafazakar demokrat" diyen dindar siyaseti, diğer siyasetler karşısında hiç yapmaması gerektiği düşünülen şeyleri; istismar, dayatma, dikta, hile, ve ilkesizlik yapmadan ve bundan aldığı gücünü de iktidarda kalma ve istediği değişimleri yapmak için zorlama diktaya varacak şekilde çevirmeden önde olma sıkıntısı yaşıyor.
Bu siyaset anlayışıyla şu da net olarak görüldü ki; muhafazakar siyaseti dahi, bir süre sonra diktaya dönüşmediği sürece kendi peşinden sürüklediği kitleyi yönetemiyor ve elinde tutamıyor şu çağda; halk çok cahil ve fakir olsa bile -ki zaten cahil ve fakir olduğu için bu siyasete prim veriyor. O da ayrı bir sorun zaten.
 Son 3 yıldır Ak Parti dahi iktidar olma anlamında, istenilerek yanında olunan bir parti olmayan yani,  kötülerin içinde "kötünün iyisi" olduğu için iktidar olduğu bir siyasi ortma içinde iktidar siyaset yapıyor. Çünkü karşısına aldıkları partilerin, siyasetlerinin merkezlerine koyma ve dini anlamda ilke ,ahlak ve erdem ısrarı olmayan; birer insan yapımı ideolojileri olduğu için ve Ak Parti de bu beklenilen dindar ahlakını siyasete yansıtamadığından zaman için muhafazakar siyasetinde geride kalması çok doğaldır.
Türkiye'de şuan olan ve çokça eleştirilen siyasi yapı budur çünkü; kendine "muhafazakar demokrat" diyen iktidar, demokrat da ve muhafazakar da olmakta başarılı değil ve açığını da siyasi tutarsızllık, popülizm, hile ve saldırgan siyaset ve muhalefete muhalefet ederek kapatmaya çalışıyor.
Â
Tabi bunun bir çok alt sebebi de var. Geçmişten bu yana dindar siyasetinin, haksızca aleyhine çok hatalı olarak; devlet politikasıyla dindarların önünün her şekilde kesilmesi gerekitiğinin savunuldüğü askerci/yasakçı baskıcı bir devletçi yapının saçmalıklarının gırtlağı geçtiği bir siyasi yapıdan geliyoruz ve bugün yaşadıklarımız da, bu dindar siyasetinin bu haksızlığı ancak kendini kötü yönde değiştirip, onların diliyle siyaset yapmayı seçmesi; gerektiği yerde dürüst olmayan siyasete de başvurarak iktidar olmayı seçmesiden başka bir şey değildir ; Tayyip Erdoğan'ın hapisten çıktıktan sonra yaptığıda budur tam olarak.
Â
Burada şunu daha sertçe ortaya koyalım ki yanlı olmadığımız anlaşılsın, gerçi bir nevi Ak Parti'ye empati ile bakmak olacak(siyasette empati yoktur genelde) olsun; ülkemizin dindarları; bağnaz ve şeriatçı bile olsa bile bile zalim baskıcı ve yasakçı bir akılsızlıkla ABD kanadı altına kadar itilmişse, önce bu zalim ve hain yasakçı/askerci/devletçi cumhuriyetçi ulusalcılar ve onu destekleyenler utanmalı bu ülkede bence.
Bu anlamda şuan ki iktidarı da bir yana bırakırsak, bu ülkeye "rejimi savunuyoruz/koruyoruz" savunması adı altında en büyük kazığı atanlar yasakçı/askerci/devletçi/cumhuriyet ulusalcı sivil ve asker zihniyet değilmidir? Bu zihniyeti umarız Erdoğan değil de( ki yapamadı zaten) Kemal Kılıçdaroğlu normal bir demokrasi ve hukuk içinde kırar ve etkisizleştirir. Çünkü bu zihniyet ülkeye 50 yıl kaybettirdi.
Türkiye böyle bir maziden geldiği için siyasette ideal olan hiç dillendirilmiyor çünkü; geçmiş siyasi yapı zaten her türlü ahlk düşmanlığı yolsuzlukla ve her türlü adi siyasi hileye sonuna kadar sırtını dayıyordu devlet ideolojisini korumak adına. Hatta o yapı çok derin bir yapılanmaydı ve halkı hiç muhatap alınmıyordu ve insan yerine konmuyordu. Şimdi ise bu yapı, daha önce olmadığı kadar halka yakın, modernist ve gerektiğinde bu yanlış zalim devletçi zihniyetin diliyle davranabilen bir ilkesiz ve hileci muhafazakar iktidarın ürettiği yeni bir siyaset ahlakının hukuksuz ve demokrat olmayan rövanşı ve baskı altında süründürülüyor kurumsal düzeyde işin kötü yanı. Halkın %30-40 ı da sırf bu eski kötüye oranla daha az kötü zihniyet olmasına rağmen bunu yaptığı bu yüzden memnun iktidardan.
Buna elverişli ortam dediğim gibi da zaten geçen 50 yılda askerci/yasakçı/devletçi yapıyla oluşturulmuştu yapılan bir çok hata sonucunda. Türkiye'de zaten toplumun büyük kısmı eğitim oranı çok düşük(ortalamamız ilkokul 4 terk), devletten korkutulan, ordunun sistematik anlayışı olarak dininden soğutulmuş/korkutulmuş ve tam anlamıyla bunu askerde yaşayarak boyunun ölçüsünü almış olarak hayatını yaşayan bir toplum. Bu yüzden dini duyguları istismar edilip, kandırıllıp yönetilemeye ya da bu cahilliği ve fakirliğinin mağduriyeti üzerinden, bu askerci/devletçi baskıcı zihniyete karşı siyasi savaş ve rövanş fanatizime elverişli yapıdaydı.
Gelinen noktada iktidarın demokrat ve muhafakazar olamayan sorunlu zihniyeti bu hesaplaşmayı iyiden iyi öne çıkardı son 2-3 yıldır. Çünkü; bazı ekonomik sıkıntılar(enflasyon gibi) gideril yaşam standardın çok çok altında olsak da halk memnun bundan hiç yoktan diyerek ve çok kolayca birer fanatik taraftarı da olmuş durumda iktidarın muhalefette kötünün iyisi başka bir seçenekte göremediği için. Gerçi son 2-3 aydır Kılıçdaoğlu ile bu değişti.
Fanatik taraftar da takımı kötü de olsa yenilmek istemez ve herşeyi yapar yenilmemeleri için, AK Parti taraftarlığının da özü bugün bundan ibarettir. Yapılan şey bu askerci/devlet diktasını yenmek ve kazanmak boyun eğdirmek. Askerci/devletçi zihniyet tarafından çekilen 50 yıllık sıkıntı sonucunda öyle bir yenme ve önde olma fanatizmi varki şuan bu yapıya karşı ; normal bir akıl ve sağduyu beklemiyoruz artık bu süreçten maaleseef. Akıllı sandığımız çoğu liberal demokrat bile bu sürece çok fanatik olarak destek oluyorsa, demek ki gerçekten biz fena hasta bir toplumuz.
Birde bu fanatik siyasi savaşın uygulayıcısı iktidar yakın tarihte bir dönem, hukuk ve demokrasi dışı yöntemlerle mağdur edilmişse, bu karşı rövanş siyasetine taraftar olan Ak Parti'liler dönüp kendini ilke ve savunduğu dini değerlere zarar verip vermediği konusunda da sorgulayamaz kontrol edemez hale geliyorlar; bugün olduğu gibi maalesef.
Bunun sonucunda da, dini değerlerin koşulsuz olarak muhafazakar iktidarın yanında olma sistematiği içinde dejenere edildiği, yepyeni bozuk bir dindar siyaseti etiği oluştu ve İslam dininin ilkelerinden çok sert şekilde kopuldu ve dindar siyaseti olması gereken dini ahlaktan çok çok uzaklaşarak dağıldı.Tehlikeli olanda budur çünkü; bu ülkenin %98 müslüman ve din de millet olma bilinci kadar kutsaldır bir ortalama yurttaş için Türkiye'de. Nasıl milli değerlere verilen zarara katlanamayacağı gibi insanlar, dini değerlere de verilen zararlara karşıda tepkisi sert olur ve bugünde Ak Parti'ye yapılan eleştiriler bundandır.
Şimdi, bu durum en çok bilinçli ve fanatik olmayan; dinin erdem ve ilkelerine bağlı inançlı veya dindar yurttaşlar için çok sıkıntı verici ve üzücüdür. Çünkü bu fanatik siyasi dindarlarla aynı dini değerlere inanıyor ama dinlerinin değerlerinin bu fanatik dindarlar tarafından korunmadığını ve dejenere edildiğini görüyor olmak sıkıntı vericidir her inançlı veya dindar için. Ayrıca onların hataları üzerinden yargılanıyor olma riskiyle karşı karşıyadır inançlı ve dindar yurttaşlar.
Artık bu ayrımı yapmalıyız galiba; muhafazakar(conservative-tutucu) bizim ülkemizde bahsedilen dindarlığı hiç karşılamıyor anlam itibariyle. Ak Parti dindar bir zihniyet değil, sadece siyaseten bazı dini değerleri tutmaya/muhafaza etmeye hatta ülkede egemen güç yapmaya çalışan; ortalama dini duyarlılıkları olan bir siyaset anlayışıdır. Bu sebeble kendilerinden gerçek bir dindar bir ahlakı sergilemelerini beklemek yanlış olur. Nasıl ki bdp Kürt'lerin temsilcisi olmadığı gibi; Ak Parti'de inançlı veya dindarların temsilcisi değildir.
Â
Soru ve sorun şudur; bizler dindar olan ama muhafazakar bir partiye koyu taraf veya taraftar olmayanlar olarak, yeri geldiğinde bir seçim yapmak zorunda kalsak ilkesiz ve tutarsız bu muhafazakarların partisini mi destekleyeceğiz, yoksa ilkeli, dürüst olan ama muhafazakar veya olmadığını söyleyen bir partiyi mi? Ben buna dindar bir yurttaş olarak çok net olarak muhafazakar olmayan ama ilkeli ve dürüst diğer parti şeklinde cevap verebilirim. Her inançlı veya dindarın böyle olması da gerekiyor.