|
Ak Parti'nin beklenmeyen çöküşü ile koyu seçmen kitlesinde aniden başgösteren, ortaya çıkan; Ak Parti seçmenleri arasında büyük bir çoğunluğun yaşadığı ciddi bir sendrom var. Böyle olduğuna kanaat getirdim çünkü; başka türlü açıklayamıyorum artık. Bu bir hayalkırıklığı ile aşırı güvendiği şeyin boşa çıkmasının oluşturduğu travmatik bir sendrom olabilir ancak. Bu denli gözü kapalı bağılılık, yaptığı herşey baştan evet diyen ve inandığı şeyin onca yanlışına rağmen ona hala inanmayı sürdürmenin sonucunda sebep olan. Bu yüzden tam olarak bu kelimelerle; "Ak Parti'ye Tapınma Sendromu" diye tarif etme gereğini duyuyorum bu halin.
Şu da var; CHP'li değilim ama Kılıçdaroğlu'nun şuan topluma nefes aldıran şeye sebep olanda bu hastalıklı halin iyileşme çabasıdır; ülkede bir beden bir bünye ise eğer. Kılıçdaroğlu siyaseti Tayyip Erdoğan'a göre siyaseti yapıcı, dürüst, demokratça değiştirmeye çalışmasıda çok zoruna da Ak Parti'nin düşününden sonra bunun  kabullenemeyip "Ak Parti'ye Tapınma sendromu" yaşayan bu insanların.
Ak Parti'nin neden siyasete çöktüğünü hangi hatalarının buna sebep olduğunu zaten hepimiz biliyoruz aşağı yukarı ve bende yazdım önceki yazılarımdada. Mesele bu değil mesele; bu durumda ortaya çıkan sendromun mahiyetinin ne olduğudur. Ak Parti'nin en büyük hatası son 1 yıl siyasetindeki yanlışlarını görüp kendine çeki düzen vermek yerine muhalefete muhalefet ederek saçma sapan konuşarak ve hile siyasetiyle kendini batırmak oldu. Hatırlayın oysa 2009 seçimlerinde Tayyip Erdoğan oy düşüşlerini kendilerine çeki düzen verip çalışmaları gerektiğinin mesajını alma olarak yorumlamış ve böyle anlatmıştı partililerine. Demek ki bunu yapmadılar ve aksine daha agresifleştiler.
Şimdi bu durumun mahiyeti şudur; geline noktada Ak Parti kendini batırm hali ülkeyide kendisiyle birlikte batırmak veya ikisini birden çıkarmak olarak cerayan ediyor maalesef; terörün artışı, ekonomik kriz, sorunlu hukuku iyice bozma, kaplaşmayı arttırma vesaire vesaire topladığınızda muhalefete göre kat kat yanlışları var iktidarın ortaya çıkarılan.
Şimdi bunları bildiği halde, koyu veya normal Ak Parti taraftarı olan birilerinin ortalarda kasıntı şekilde hiçbir özeleştiri yapmadan gerçek millet siyasetçisi, asıl vatansever siyaseti edebiyatı diye dolanmaları büyük acayipliktir. Bunlar ya siyaset bilmiyordur, ya ülkeye olanlar umrunda değildir, ya da cahil bir militandır gözükara şekilde siyaset ilkesinden ve ahlakından yokdsun ya da sırf devlet statükosunu temsil ettiğini düşündüğü CHP - MHP siyasetini beğenmediği için bu siyaseti değiştirmek içn Ak Parti'yi gözükara şekilde eleştirmeden bağlanmayı seçmitir ki; büyük çoğunlukta bunlardır.
Şunuda net olarak söyleyebilirim Ak Parti'nin "millet milet" demesine de bakmayınız. Tayyip Erdoğan millete güvenmediği için bu kadar yüksek tondan muhalefet siyaseti yapıyor bağpırıyor. Güvense vatandaşa havale ediyorum  sizi der geçer ama yapmıyor çünkü; halkı yanında tuatacak kadar haklılığı ve saygınlığı kalmadı ve susup bunuda telafi etmek yerine ancak ve ancak istismar, hile, karşıtlık oluşturma, acındırma ve duygu sömürüsü ile eski oyuna çıkacabileceği düşünüyor. Bu yüzden erken seçime gitmedi.
Kimse alınmasın, Tayyip Erdoğan'ın milli birlik bütünlük konuşmaları kensi seçmeni dışında %70 kimse için bir anlam ifade etmediği için, kendisi ve partilileri sözde dik duruş gibi sert konuştukça biz daha şehit veriyoruz. Artık bu kadar yıkıcı bir raddeye geldi Tayyip Erdoğan'ın bu sorunlu kendi partisini batırmaka yerine ülkeyide batırmaya yönelik siyaset ahlakı. Terör örgütü açık ve net olarak daha önce hiç olmadığı kadar bir siyasi partiyi ve iktidarı ülkeden ayrı tutarak hedef almış durumda. Bunun böyle olduğu hain örgütün açıklamalarında böyle olduğunu söyleyen yazarlar var maalesef.
Bir yadan topluma bakıyoruz bu aldatma, kavga ve karşıtlık siyaseti içinde ise bir tür cinnet var. Aile kavgalarını veya diğer olayları çok net olarak ben artık münferit olaylar sayamıyorum; muhtemelen iktidar kaynaklı bu siyaset havasıyla alakalıdır bunlar son tahlilde.
8 yılda asgari ücreti açlık sınırına getirmeyen, deprem verisi ÖİV yi kaldırmayan, dersaneleri okullara dönüştüremeyen, özel üniveriste yasağını kaldıramayan(sadece vakıf üniversileteri açılabiliyor) yüksek vergileri indirmeyen, benzini ucuzlatmayan, hayvancılık ve tarımı geliştiremeyen, kayıtdışını, yolsuzluğu ve devlet kontrol ve denetimini sağlayamayan(10 milyon insan kayıdışı çalışıyor), ssk primlerini düşürmeyen, büyük şehirlere şehre göçü durduracak önemleri alamayan ve bile bile bunları yapmak yerine muhalefete muhalefet etmek üzerinden kendini büyütmek gibi yeni bir siyaset akımı geliştiren bir iktidarın, kendini halka başarılı olarak sunması mümkün değildir.
Asgari ücret 600 TL 4 kiÅŸi için açlık sınırı 900 TL yoksulluk sınırı 2800 TL bu gerçeÄŸi yaÅŸayan halkı bu gerçeklerden mahrum ederek bunları düzeltmeden yanınızda tutmak için orduyu ve muhalefete muhalefeti kullanmak çok mantıklıca. 8 yıllık tek başıan iktidar bile asgari ücreti bile bile açlık sınırında yani sefillik sınırında tutuyorsa ortada ciddi bir baÅŸarızlık vardır. Sorsanız size kiÅŸi başına milli gelir 10000 dolar derler, ama asgari ücretle bir kiÅŸinin yıllık geliri 5000 dolar sadece peki geri kalan 5000 doları kimde bu halkın, kim nerde nasıl yiyor bu parayı?Â
Bir noktada tabi normaldir bu denli bir "Ak Parti'ye Tapınma Sendromu" yaşayanların bununla ülkeye büyük zarar verenlerin bu hastalıklı halleri. 7 yıldır iktidarı desteklemek yerine koşulsuz koyu taraftar olmayı seçip, etrafa bu şekilde konuşan ve Tayyip Erdoğan'a adeta tapınan insanların kalkıp Ak Parti'yi eleştirmesi çok zordur; iki yüzlülük olarak algılanır eğer hatanızı itiraf etmezseniz.
Bu konuda ben sıkıntı çekmiyorum çünkü; açılıma kadar Ak Parti'yi statükocu devletçi anlayışa göre iyi olduğunu düşünerek kötünün iyisi olduğu için oy vermeden destekledim. Şimdi çok kolayca gerçekleri konuşup eleştirebiliyrorum vicdanım rahat. Bu yaparkende sadece açılımla olanla riçin değil,  Ak Parti'nin aslında kendisi için ülkeye ne kadar zarar verebilen bir iktidar olduğu gerçeğini, çok net gördüğüm için bu kadar sert eleştiriyorum çünkü ülke bütünün huzur ve refahı benim için her zaman bir partiden öndedir.
Ha, şunuda net olarak söyleyebilirim Ak Parti ilk 5 yılında ciddi güzel işler yapmıştır ama son 3 yılda hele sadece 1 yılda bunları berbat edecek unutturacak işleride fazlasıyla yapmıştır. Bunada vefa göstermek için katlanmayı düşünmek bile son derece akıldışıdır.
Çoğunluk kimse Ak Parti'nin el attığı alanların yapısını savunmuyor. Elbette orduyu siyasetten uzaklaştırmak, hantal ve statükocu devlet yapısını değiştirmek her alanda revizyon, reforma yapmak gerekiyordu ama bu şekilde sadece kendini düşünerek yıkıcı şekilde bodoslama, dayatma ve tepeleme şeklinde olmamalıydı. Hele bunu son seçimde %47 oy alan bir parti asla bu şekilde yapmamalıydı.
Özetle bu sebeplerden dolayı "Ak Parti'ye Tapınma Sendromu"nu ülke için son derece tehlileki buluyorum. Bu sebeplerle bu sendromu yaşayan seçmenlerin bir an evvel kendilerine yeni bir parti bulmaları gerektiğini düşünüyorum çok sevmedikleri CHP ve MHP dışında ve onların iktidar olma risklerinide göze alarak
|