|
 Sadece aklı ve mantıki gerekçeleri ve doğru bir analizle bakarsanız; Türkiye’nin "Kürt Sorunu" diye ayrıca adlandırılıracak bir sorunu yoktur ve "Kürt Sorunu" ismide baştan sona yanlıştır. Tüm o medyadaki "Kürt Sorunu ve Çözümü" konulu sözde "şeffaflaşmış, tabusuz Türkiye tablosu" havası çizen açık oturumlarda özden, akıl ve mantıktan uzak, çelişkilerle ve basiretsizlikle dolu bir curcunadır. O aydın, köşe yazarı adı herneyse "Vay be bugünleri de mi gördük? Devlet en sonunda Kürtleride kabullendi ve bir şeyler yoluna girecek artık " havasında geniş geniş konuşulan şey aslında bu kişilerin entellektüel açlıklarını gidermekten başka bişey olmadığı gibi aslında bölücülüğün ikinci adımı olan "Kürt Sorunu" isminin medyaya söyletilerek herkese teyit ettirilmesinden başka bişey değildir gören gözler için. Mantıklı bir izahı yoktur "Kürt Sorunu" denen şeyin aşağıdaki tespitleri okuduğunzuda göreceğiniz gibi.
 Türkiye’nin her etnik kökeni içine alan, toplamdada mantıken Türkiye vatandaşı herkesin Türk ve Türk Milleti olmasından dolayı, bu milletin asıl sorunu insan hakları, sivil yönetim, özgürlükler ve demokrasi ve en önemlisi hukuk sorunudur. Sorun budur basitçe Kürtleri de içine alan. Bölücüler tarafından "Kürt Sorunu" diye ortaya atılan ve maalesef devlet düzeyinde de son denemde yapılan kritik hatalarla kabul ettitirilen şey, aslında bölücülerin bölücük projelerinin gizli ama açık ismidir. Önce millet sonrada devlet olma yolunda ilerlemeleri için sağlamaları gereken ikinci adımın adıdır aynı zamanda "Kürt Sorunu" ismi . Çünkü birinci adım hepiniz biliyorsunuz terördü ve hala koz olarka kullanılıyor ve bir aşamaya getirilip ardından fırsat bu ya AB kirterlerine dayandırılarak "Kürt Sorunu" aşamasına geçirilmiştir bölücük projesinin süreci. Bu şekilde bakarsanız yıllardır süregelen hatalar ve sadece silahla terörle mücadele gibi bir bakışla yapılan hatalar maalesef buralara getirmiştir bizi ve artık "Kürt Sorunu" diye dillendirilen herşey, Kürtleri ayrı bir millet ve devlet yapma yolunda ilerleten bir adım ve temel gerekçe ve dayanak olmuştur.
 Durum, bu hale maalesef iç siyasetin kontrolünü ve gidişatını doğru mantiki ve akli düzeleme çekemeyen iktidarlar ki; burda son halka olarak basiretsizce ve küçük hesap, iç siyasette prim yapma hesabı yapan AK Parti tarafından olmuştur ve yine onu doğru akli ve matıki düzeleme çekmeyen muhalefet ve diğer herşey tarafından bu hale getirildi bu konu. Öyle bir vehamet var ki aslında; bölücüler terörü dağda tırmandırırken, bir yandan terörün siyasi kanadı meclise girmiş ve bir yandan terörü koz olarak kullanıp, terörü reddetmeden devletle müzakere edebilicek meşrulukta görebiliyorlar kendilerini. Bu acze devletin en başındaki Cumhurbaşkanının " Kürt Sorunun da Çözüm Fırsatı " gibi saçma bir çıkışla da katılması gerçekten çok düşündürücü. Eğer bir "Kürt Sorunu"nu var sayıyorsa en tepedeki kişi önce bunun devletle olan sebeplerini izah etmesi gerekir değilmi? .
  Herşeyden evvel son 3-5 yıldır baştan bazı şeyler hatalı kondu karşıdaki sorunu tanımlamada ki ; bunun adı asla "Kürt Sorunu" olamaz. İç siyasette DTP vasıtasıyla giderek bölücü şekilde ayrışan Kürtleri kazanma adına Başbakan Tayyip Erdoğan "Türkiye’lilik", "Alt Kimlik", Üst Kimlik" tanımı yapmaya çalışması ve " Etnik Kimlik" denen saçma sapan bir kavramı ortaya atması(aslı etnik kökendir ve farkı büyüktür) ve bundan sonrasının tamamen kontrolden çıkmasıyla şu anki duruma gelindi ve hepimiz için geçerli olan özgürlük ve insan hakalrı sorunu, terör sebebiyle Kürtler öne çıkarılarak onlara itafen ayrı bir sorun olarak adı kondu "Kürt Sorunu" diye. Ama burda dikkat ederseniz bunu hükümet görüp engelleyemedi ve terörle gelen süreçte terörün siyasi kanadı ve AB ile buralara getirildik aciz hükümet yüzünden
  En krtik hata tek başına iktidar olan bir hükümetin Başbakanının Tayyip Erdoğan’ın yaptığı "Türkiye’lilik" , "Üst Kimlik" "Alt Kimlik" ve "Etnik Kimlik" tanımının gereksiz yere ve tamamen yanlış yapılmassıdır. En başta "Etnik Kimlik" diye bir kavram yoktur ve olamaz mantıken çünkü; kimlik devlet ve vatandaş olmakla ilgi bişeydir. Bir etniğin kimlik taşıması için o etniğin millet olması yani devletinin olması ve ona kimlik vermesi gerekir. Bu yüzden olsa olsa "Etnik Köken" kavramı kullanılabilir ki bunun anlamıda basitttir; bir kişinin geldiği yeri, yapısal ve kültürel özellikleri tarif eder ki şuan ve bu Türk Milleti kavramından ayrı değildir dili, dini ırkı ne olursa. Bu yüzden de "Üst Kimlik" "Alt Kimlik" kavramılarıda saçma ve dayanaksızdır. Etnik Kimlik olmadığına göre "Alt Kimlik" de olamaz . Türk olmak asli vet tek kimliktir alt kimliği olmadan, bir devlet ve bir millet olarak mantıken budur. Yani Türkiyeli Türk’tür nasıl Rusya’lı Russa, Almanyalı Almansa bunun başka mantığı izahı yoktur "alt - üst" diye.. Bu türlü ayrıştırıcı tanımlamalara girmek bu ülkenin ta kurtuluş savaşına dayanan ortak geçmişine ve geleceğine ihanettir. Herşeyi akıl ve mantık gerekçeleri ile ortaya koyarsanız gerçek bu şekilde ortaya çıkar. Kürtler’in siyaset yapacağı partilerde bellidir öyle DTP gibi bölücülük projecilerinin değil olsa olsa özgürlükçü(liberal) partilerdir.
 Neydi peki burdaki diğer kritik hatalar? En baştaki hata; terörün kökenini, sebebini ve devletle alakalı geçmişini doğru tespit ve tanımlayamamaktı. Ortada bir sorun yanlış ve hakszılık varsa öncelilkli taraf devlettir ve çözümde onun yaptığı özeleştiriye ve geliştreceği yeni poltikaya bağlıdır. Zaten mantıken ilk yapılması gerkenden buydu kimlik tartışmasına sebep olmadan. Öncelikle terörün sebepleri adına eğer devlet kendi adına bir öz eleştiri yapacaksa bu ordaki etnik kökenli insanları tanımlamakla ilgili olmamalı ve Türkiye nin toplamı için bir sorun ve özeleştiri yapılmalıydı. Bu da olsa olsa, gayet net bir gerçek olan, Türkiye’nin insan hakları ve özgürlükler olarak son derece geri olduğunun, Türkiye de her etnik köken için sorunların aynı olduğu ve buna geçmişte siyasetçilerin ve devlet adamlarının hatta ve özellikle askerlerin sebep olabildiğinin anlatılması gerekirdi.
  Burda bir ayrım var o da; Kürtler bulundukları coğrafya itirbariyle daha stratejik bir gerekçe ile milli birliği ve bütünlüğü korumak için( ki buna haklı sebep 17 tane kürt meşeili ayaklanma vardır Şeyh Sait gibi )daha çok baskı ve yasak görmüşse devlet eliyle buda o zamanın devlet adamlarının hatalarıyla ve o çoğrafyayla ilgili olduğu ve bunun muhtemel bişey olduğu anlatılmalıydı Kürtlere. Ve herkese özgürlükler ve insan hakları için devletin telafi aşamasında olduğunu, Kürtlerinde buna dahil olduğunu izah edilmeliydi özel bir imtiyazları olamayacağı anlatılmalıydı. DTP ninde siyasetten çok büyük bir bölücülük projesi olduğunun ve Kürtlerinde ordaki buna prim vermemesi gerektiği oraya dönük bir rehabilite ve güvenlik kampanyasıyla anlatılmalıydı.
  Bu bağlamda eğer Türkiye de Kürtler kendilerini ayrı bir millet olarak görüp suçsuz yere ayrıca çok ezildiklerini ve bunun adının illa "Kürt Sorunu" olarak tescillendirilmesini istiyorlarsa, o zaman terör gibi son derece aşşağılık bir işe başvuran bir millet olmanın tescilinide kabul etmek zorundalardırlar tüm siyasi temsilcileri ve savunucuları düzeyinde. Buda büyük bir utaç vesilesidir çünkü devletin yaptığı varsa bile bu devlet için utanç sayılmaz çünkü devlet hepimizin devletidir ve değişken birşeydir ve kurumların hataları her zaman olacaktır olası bir ihtimal olarak hep
  Bunun mantığı budur, ayrısı gayrısıda yoktur çünkü; "Kürt Sorunu" denen sözde sorun aslında bir bölücülük projesi olan şeyin , kaynağının terörün diğer adıdır. Terörün adı "Terör Sorunu"dur "Kürt Sorunu "değil ama tölücüler terörle "Kürt Sorunu" ismini kabul ettirdiler. Devlet olarak siz zaten terörden "Kürt Sorunu" çıkarmazsınız. Devlet zamanında bir etniğe hangi hatayı yaparsa yapsın ki; bu ülkede devletin yaptığı hataların sadece Kürtlere özgü olmadığını gayet iyi hepimiz biliyoruz ve kimse saf saf konuşmasın ortalarda neye hizmet ettiğini bilmeden. Bu durumda eğer "Kürt Sorunu" diye ayrı bir sorun kabul ediliyorsa. Türkiye de sessiz sedasız yaşayan ülkenin tümü olarak aynı dertlerden müzdarip olduğunu düşünen bir Laz, Çerkez veya başka bir etnik köken daha üstündür Kürt etnik kökenine göre çünkü teröre bulaşmamıştır ve kendine yapılanı ayrı bir sorun olarak görmüyordur.
 Eğer devlet Kürtlerin özgürlük ve insan hakları sorununu ayırıp adını "Kürt Sorunu" koyacaksa, o zaman her etnik köken için ayrı hatta zamanı gelince bir kişi için ayrı tanımlar yapmak zorunda kalırız. Oysa buna ne gerek var herkes için topyekün bir demokrasi, insan hakları, özgürlük ve hukuk sorunu tanımı yapılamaz mı?Bu aynı zaman devletin geçmiş hataları için özeleştiri ve itirafınıda içerir ki ancak böyle bir tanımlama bütün vicdanları eşit derece ve ortak düzlemde tatmin eder ve kimin niyetinin ne olduğu ortay çıkar ki; en sonunda oalacak olanda budur ama arada kaybeden yine herkes olacaktır. Terör ve Kürt Konusu/Dosya -3 : Türkiye'nin "Kürt Sorunu" Diye Ayrı Bir Sorunu Yoktur.-3
|