Reklam
news menu leftnews menu right
top news photography HANGİ PARTİYİ DESTEKLEYELİM?

%10 barajını savunan parti taban olarak %1 lik partilerle zora gelince görüşürüm diyorsa demek ki demokrasi için o dönem azami baraj %1 olmalıdır ve sorunların çözümüde budur. Bildiğiniz üzre Ak Parti büyük tepkilere rağmen Türkiye'nin hazır olmadığını bahane ederek %10 barajını indirmedi. Muhtemelen bu bahane tekrar tek başına iktidar olma planı yüzündendi. Ve bizler kararsız ve oy vermeyenler olarak bu planı bozmak, meclise en az bir veya iki partiyi daha sokmak için oy oranı baraj altında olan partilerimizi destekleyerek meclise göndermek istiyoruz. Aşağıdaki anketimize katılınız. (lütfen bir kez oy kullanız, zaten kod izin vermiyor fazlasına ama arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz anketimize) Devamını Oku

Tehlike Anketi

İktidar kaynaklı politikaların ülkemizi iyilesme yerine daha bir sıkıntılı yapıya dönüştürdüğünü düşünüyor musunuz?
 

Siyasi Görüş Anketi

Hangi siyasi görüşle kendinizi tanımlıyorsunuz?
 

Referandum Anketi

12 Eylül Anayasa Refendumuna ne oy vereceksiniz?
 

Kimi Destekleyelim? (Yeni)

Yenilenmiş Anket- 2011 seçimleride meclisi demokratikleştirmek için kararsız ve oy vermeyen seçmenler barajı geçmesi muhtemel hangi partiyi desteklesin
 

Editörden

Editör
Editör

Askerlik Anketi?

Askerlik nasıl veya kaç ay olmalı?
 

OrtadoÄŸu Anketi

Türkiye'nin İsrail'i de karşısına aldığı bir ORTADOĞU liderliğini gerekli buluyor musunuz?
 

Millyetçilik Nedir?

Milliyetçiliği ne olarak algılıyorsunuz?
 

Ergenekon

Kamuoyunda Ergenekon davası olarak bilinen hareketin asıl amacına uygun olarak , adil şekilde yasalarda uygulanarak işletildiğini düşünüyor musunuz?
 

Partiye Üyelik

Bir partiye üye olmanız gerektiğini düşünüyormusunuz
 

İktidarı İçin %10 Barajını Savunan Zora Gelince %1 lik Partilerle Görüşen Parti; Ak Parti  e-Posta
PerÅŸembe, 15 Temmuz 2010 16:28

%10 barajını savunan parti taban olarak %1 lik partilerle zora  gelince görüşürüm diyorsa demek ki demokrasi için o dönem azami baraj %1 olmalıdır ve sorunların çözümüde budur.

 

Karasrız ve oy vermeyen ve apolitik seçmeni aktive etmek için oluşturuduğumuz Kararsızlar ve Oy Vermeyenler Partisi projesi sitesi olarak bildiğiniz gibi kullanılmayan oyların kullanılması kadar, küçük partilerinde meclise girmesi aynı zamanda hazine yardımı  almaları konusunda taviszi ve çok duyarlıyız.  Bunu yerien getirmeyen hiçbir iktidarın demokratlığını meşru saymıyoruz.

 

 Ve ayrıca yine bildiğinzi gibi daha öncede hem %10 barajının kaldırılması hemde hazine yardımı barajı %7 ninde kaldırılması konusunda ciddi eleştiri yazıları yazdık. Malumunuzdur Tayyip Erdoğan liderliğindeki Ak Parti 8 yıl boyunca bu barajların kaldırılması konusunda kılını kıpırdatmadı.Bu süreçte partilere hazine yardımı barajı %7 nin kaldırılması ile ilgili açılan bir davayı da anayasaya aykırı davranarak Anayasa Mahkemesi de saçma bir gerekçe ile reddetti.Yani ülkede hukuk adelet yerlerde sürünüyor. Ama biz ayağa kaldırmakta kararlıyız. Bu  seçim barajıda hazien yarıdmı barajıda ikiside kaldırılacak başka yolu yok.

 

Gelinen son noktada Ak Parti %10 barajını tek başına iktidara gelem planı için kaldırmamakta ısrarlı ülkede milyonlarca seçmenin temsilini umursamayarak. Ama aynı parti kendi  iktidar hesbaı için %10 Barajı savunurken terörle zor duruma düştüğü ve oy kaybettiği bir dönemde zora gelince %1 oy alan partilerlerle görüşme limiti koydu kendiyle çelişerek.

 

Demekki bu ülkede olması gereken azamı seçim barajı %1 dir. Burdan Ak Parti'ye zaten iktidarı kaybedeceğini hatırlatır en azından ilerde diktatör yerine demokrat olarka anılmaları için davranışlarına uygun olarak seçim barajını %1 e indirmelerini tavsiye ederiz.

 

CHP ninde kendi tek başına iktidarı için barajı %7 ye indirme önerisininde aynı şekilde çok niyet belli edici ve Ak Parti gibi anti-demokrat  olma eğiliminde olduğu uyarısında da bulunalım. 

 

Son olarak aklınızı başınıza alın  kimseyi salak yerien koymayın yoksa sizleri biz rezil ede ede yola getirmesini biliriz

 İlgili Yazılar :

Bildiri : Seçim Barajı Kaldırılsın ve Her Partiye Aldığı Oya Göre Hazine Yardımı Yapılsın

 
Açılım Dosyası : Bölünmemek için Tek Çıkar Yol; Bölücülerle Onların Tahakkümü Altındaki Masum Kürt YurttaÅŸları Ayrıştırma -9  e-Posta
Çarşamba, 30 Haziran 2010 11:19

Gündeme ve tartışmalara bakınca  terör ve Kürt meselesinin çözümünü anlamak çok zor. Her kafadan bir ses çıkıyor doğal olarak  oysa çok basit herşey. Sadece ne kadar net ve radikal politikalar üretme cesaretinizle ilgili bir çekimserliğmiz ve kafa karışıklığımız var. Şimdiye kadar bir şekilde bu bölücü terörizm yanlılarının ülke gerçeklerine uygun davrnamayı kabul edeceğini sandık. Ama artık gelinen bu son noktadan sonra pek zamanımız kalmadı ortalama söylem ve  polikalara. Evet, radikal ve net önlemleri içeren özgürlükçü politikalarla bu sorunları kısa vadede çözmek mümkün. Yeterki bu cesaret gösterilsin ve artık bu iş sündürülmesin ve sürüncemeyle ötelenmesin. Bir önce ki yazımda bu minvalde yapılması elzem olan 3 tane radikal çözüm önerisi sunmuştum.

1.Kuzey Irak'ın Kürdistan olarak tanınması ve dillendirilmesi
2.bdp'lilerin(kck'lıların) Kürdistan'a sürgüne gönderilmesi
3.Kürdistan'la ayrılıkçı Kürt vatandaşları ile Türkmenleri içeren nüfus mübadelesi

 

ÇIKAR YOL/ÇIKIŞ YOLU

Kafa karışıklığımız çok olduğu için bununlada yetinmeyip bu çözüm önerilerini daha da ilerletecek bir bakış açısı için bu yazıyı da yazma gereği duyuyorum. Malum çünkü gelinen noktada hepimiz bir kelimenin tam anlamıyla "çıkar yol" "çıkış yolu" arıyoruz yurttşa olarak ve sündürülecek hiç bir politika kalmadı hepsi denend bu açılımda fiyaskoylala sonuçlanarak.

 

Çünkü geçen süreçte özellikle dtp/btp nin meclise girmesi ile bu sözde Kürt yurttaşların sözcüleri bir süre sorunu ve talepleri anlama adına epey gündem oluşturdular.  Kendilerini karşı tarafta gören bu insanlar ile bu süreçte gelinen noktada bu açılım krizi ile aslında amaçlarının "demokrasi" vs olmadığını ve terörizmi reddetmeyip aksine birde koz olarak kullanarak gösterdiler.

 

Bu anlamda açılımın fiyasko olması iyi bir sonuçtur bu sözde bütünün temsilcilerin gerçek yüz politikaların anlaşılması anlamında. Özelliklede Kürt yurttaşlar adına.

 

Ölen değerli şehitlerimiz maalesef bu süreçte canlarını feda ederek bize çok değerli bir çıkış yolu gösterdiler bize. Onları rahmet, minnet ve saygıyla hep anmalıyız. Burda herhangi bir partiyide suçlamayacağım çünkü; bu ülkede partiler gelir statükonun el verdiği sınırlarda iktidar ve muhalefet olarak hepbirlikte analdıkları kadar hatalar yapar ülkeye bedeller ödetirler. İktidar ve muhalefetlerimiz sorunlardan anladıkları kadar yaşarlar ve zaten tarih onların cezalarını da keser sonra yine siyasetten uzaklaştırarak( bknz. Anap, DYP, DSP, MHP vb)

 


Bu yüzden bir daha bu süreçleri yaşamamak için. Artık çok cesur, net ve radikal olmalıyız. Vatadaş olarak bizler en başta net ve radikal olmalıyız çünkü bizim algımız meclise yansıyor. Ancak bu şekilde doğru ve kestirme çıkış yolları bulabiliriz. Bundan soraki süreçte eğer bölünmek istemiyorsak veya uzun süre daha şehit vermek istemiyorsak tek çıkış yolu var silahla mücadele dışında: terörizm yanlısı bölücülerle ve onların üzerilerinde baskı ve tehditle tahakküm/hegomanya kurup oyunu alıp Kürt ırkçılığı yapanlarla masum Kürt yurttaşlarımızı ayrıştırılmak. Bu en net ve radikal doğru çıkış yolu olarak karşımızda duruyor. Yukarda verdiğim 3 politikanın bir yere getirilmesi ile elde edilecek bir sonuç veya onları yapmanın nedeni  ev kaynağı olarak.

 



Sözde kendini Kürt temsilci sayan bu terörizm savunuclarının baskısı altında adları terörle lekelenmeye çalışılan masum Kürt yurttaşlardan ayrıştırmak zorundayız ve bundan sonraki aşamamız bu olmalıdır. Burda yapılacak iş,  bu vatadanşalarımızı  eski dtp şimdi bdp'li yöneticilerinin elinden kurtarmak ve bu yöneticileri çok istedikleri Kürdistan'a(Kuzey Irak'a) sürgün etmektir. Bu kadar radikal bir noktaya maalesef gelimiş ve getirilmiş buluyoruz.



Bunların dışında ise kalan masum Kürt yurttaşlarımızla yani kalan hepimiz herkes birlik olmaya özen göstermeliyiz geçmişi silerek birbirimize saygı, hoşgörü ile kenetlenerek. Arada bunu provake etmek isteyecek bölücü terörizm savucusu insanlarda olacaktır. Aldırmamalı ve bu radikal 3 politika eşliğinde bu bu çıkış yolu ile bu ayrıştırmayı sağlamalıyız.

 

 

Burda hepimize büyük görevler düşmektedir polisinden, askerine ve tüm sivil bireylere ve kuruluşlara kadar. Ve tekrar tekrar söylemek zorunda hissediyorum bundan sonraki süreç terör yanlısı bölücülerle onların; tehditle, kara propaganda ile tahakkümü altına aldıkları masum Kürt yurttaşlarımızı ayırma ayrıştırma ve özgürleştirme sürecidir. Yapılacak en büyük işimiz bu olmalı hoşgörüyle ve önyargısızca, eğer bölünmeyi istemiyorsak. Burda batılı-doğulu vatandaşında politikacınında sorumluluğu aynı derecededir.

 


Şuan maalesef algımız güneydoğunun ülkeden siyasi ve bilinç olarak kopartıldığı şeklindedir. Yanılmayalım parti taraftarlığı olarakta anlaşılmasın burdan ama en son Ak Parti oralarda %40 lara varan oylar aldı ve dtp/btp ye oy verenlerinde büyük bir baskı altında oy verdiğini biliyoruz. Bu anlamda önümüzdeki süreç çok kritiktir. Bölgeden yapılan röportajlarda 1990' lara göre halkın daha iyi koşullarda ve güvenlik içinde yaşadığını anlıyoruz. Bunun devam ettirilerek ordaki feodal düzeni, kendi bölücülük planları için için kullanan pkk'nın siyasi kanadının tahakkümünü orda devlet millet olarak yok edebiliriz kürt yurttaşlarımızı bu insanların elinden kurtarak..



Siyasette kritik bir eğri vardır tehlikeli sonuçları doğuran. O da şudur; siyasetle ilgilenen kişi genelde haksızlık olarak gördüğü şeyler üzerinden karşısına bir şeyleri alıp onu suçlar ve bunu yaparken de genellemeler yapararak, tamamen bu eğri çizgisini tavana çıkarır ve gözü doğru ve hak görmez hale gelir. Herkesi bir kefeye koyup saldırmaya çalışır ve sonra eğer demokrat, sağduyulu, hoşgörülü, herkes için iyiyi savunacak bir kişiliğe sahipse o eğri normal ve makul seviyelere iner ve normalleşir. 



Şuan bdpli terörizm yanlısı siyasetçilerin ve özellikle onların peşinden giden kişilerin psikolojileri bundan ibarettir(tepki eğrisi en zirveye çıkmıştır) ve normalleşmeleri zaman alacaktır. Bu yüzden bu süreçte sağduyulu olmaya çok ihtiyaç var. Ben baştan beri dtp/bdp'li yöneticilerin her söylediğine tepki gösterilmesine ve ısrarla önlerine mikrofon uzatılmasına karşıyım. Bırakmalıydık kendi kendilerine konuşacaklardı. Bırakmadık aksine normalin üstünde bir çaba ile mikrofon uzattık. Bunun en kötü sonucunu Stratejik Düşünce Enstitüsünden Prof. Dr. Yasin Aktay "geçen 7-8 yılda "emrinizdeyim" diyen; ölmüş, bitmiş bir apo'dan yeniden terör örgütü lideri çıkarıldı" manasındaki sözleriyle çok iyi dile getirdi.



Terör dahil her yolu mübah sayan terör yanlısı bölücüler, tehditle, baskıyla beyinlerini yıkayarak veya kötü tecrübelerini kaşıyarak arkalarına aldıkları seçmenlerini devlet ve ülkenin tamamıyla karşı karşıya getirip burdan doğal süreç gereği bir bölünme hesaplıyorlar. Bu oyuna artık gelmemeli Maya Arakon gibi özeletiştirel, demokratça, cesurca inisiyatif alıp gerçekleri söyleyen, şiddeti savunmayan herkesi kendimizden saymalıyız ve geçmiş hatalarımız hakkında ciddi özeleştirilerde yapmalıyız bu terörizm yanlılarını karşımıza almadan.



Burda milliyetçilik konusunda bir parantez açmakta fayda var çünkü; ordaki masum çoğunluk Kürt vatandaşlarımıza öğretilen Türk milliyetçiliğinin ırkçılık olmadığnı bunun bilgisiyle bu yurttaşlara anatıp onalrın deformasyona uğramış uğramış algılarını düzeltmek gerekiyor.

 

Diğer ülkelerdeki aşırı sağ görüşleri ırkçı anlamında ifade ederken ısrarla "aşırı sağcı", "aşırı milliyetçi" diye söylerken medyamız, aydınlar ve bizler maalesef Türkiye'de normal bir vatansevgisi ifadesinin tezahürü olan "milliyetçilik" kavramı cıvık demokratların özelliklede pkk'nın uzantısı bölücüler terörizm yanlılarını incitmemek anlamında kullanmayıp, bundan kaçınırken bir anlamdan bu şekilde "milliyetçilik" kavramını kötü sayarken, bunu bilen terörizm yanlısı bölücüler tarafından milliyetçilik ısrarla kasıtlı olarak ırkçılık gibi kullanılmak isteniyor Kürt yurttaşları koparmak için.



 Kürtlere geçmişte devletin, devlet poltikası olarak
 yaptığı bölünmeyi önleyici baskı argümanının kaynağı olarak  kullanılıyor bu yanlış tarif edilen Türk millitetçiliği... Ama bu millet vatanseverliğini ve bütünlüğünü korumayı ifade etmek için milliyetçiliği başka bir ırkı, etniği aşşağılamak anlamında anlamadığı için kullanmaya devam edecektir.

 

Ayrıca bu ülke coğrafyası gereği milliyetçi(ırkçı değil) ve asker duyarlığıy yüksek olan bir toplumdur ve öylede olacaktır . Bundan hiç gocunmayacağız ne kadar sivil ve demokrat bir yönetimi savunsak da, aksine bu kavramı vatanseverlik fonkisyonunu olarak demokrasimiz içinde dış düşmanlara karşı bir kenetlenme yani savunma mekanizması olarak kullanacağız. Bu ülkemizde tüm etnikler, ırklar için zorunludur sadece Kürt yurtaşalr için değil.  Fransa'ya veya ABD'ye bakınız. Afrika'lısından Fransız'ına hespi Fransız ususalclığı altında teröre imkan vermeden yaşıyorlar. İtalyan'ından  İspanyol'una kadar herkes Amerikanlık paydasında toplanmıştır bu kenetlenme ve vatanseverlik  anlamında.



Zorunlu değil diyorsanız eğer bu Irak veya Yugoslavya olma ile karşı karşıyasınız demektir.
Çünkü emperyalistlerin politika merkezleri ortadoğudur ve bizde ordayız. Hatırlarsanız bundan önceki yazılarımda da ısrarla ortadoğulu olduğumuzu ve gerekçelerini yazdım.



 Bu ülkede  liberallerin bile
milliyetçi hassasiyetleri yüksek olmalıdır bu sepeple bırakın sosyal demokrat, cumhuriyetçisi, ulusalcısı, milliyetçisi.. Bunu aklı selim düşünürseniz anlar ve TSK'nın geçmiş hataları ve yanlış komutanalrın yaptığı yanlış işler üzerinden yapılan genellemelerle anti-militarist laflarla birileri için milliyetçilik düşmanı argümanlar üretip nefes tüketmeyiz... Bu ülke militrazmin ne olduğunu bilmiyor ama zaten askeri yönetimide istemiyor. Demokratsak demokrat olup terörizm yanlısı insanlara ve örgütlere hizmet edecek laflar üretmeyelim "demokrasi demokrasi" deyip.


Bir diğer kritik nokta ise bu konuda yazan çizen, çözüm ve analiz yapanlarla ilgili bir tehlikle ile ilgili. Bu aralar özellikle 
biri demokratça; devlet adına özeliştirel konuşunca hemen onun yanına sırtlan gibi üşüşüp, onunu yanına çekmeye çalışan ve hasta ruhlu marksist bir insanı kendine önder sayan ama lafa gelince sözde demokrat toplum savucusu terörizm yanlıları konusu. Bunların demokrat aydınlarımızı kullanmasına izin vermemeliyiz.Bunun dışında tv programlarında siyasi partisi ve siyasi görüşü belli olmayan eski komutanlarla köşe yazarı ve akademisyenleri bir araya getirmemeli program yapımcıları.



Çünkü burdan çıkan tartışmalı sözleri İSTİSMAR edecek terör yanlısı bölücüler çok fazla ve bu uyarıyı uyarmak zorundayız çünkü; biri liberal ve demokratça konuşunca hemen yanına çekmeye onu kullanmaya çalışan terörü reddedip terörist başına ve teröre lanet edemeyen ciddi sorunlu yazarlarda var bu ülkede terörizm yanlısı siyasileri ve terör örgütünü destekleyen

 

Dikkat ederseniz bu yazıda dış güçlerin teröre desteği vesaire yok çıkış yolu olarak ve olmayaakta çünkü; çıkış yolu kelimenin gerçek anlamıylada bu ülkenin tam içinden olmalı. "Bölünmemek için Tek Çıkar Yol; Bölücülerle Onların Tahakkümü Altındaki Masum Kürt Yurttaşları Ayrıştırma" dediğimiz tamamen kendi içimizde öncellikle yapmamız gerekenleri anlatıyor. Zaten terörle mücadele dış destkler vb konularda yapılacaklar belli dış işişleri bakanlığı bu konuda çalıyordur.

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

http://www.twitter.com/oumitvar
 
Açılım Dosyası : 3 adımda Terör Çözümü: Tanı, Sürgüne Gönder, Mübadele Et -8  e-Posta
Pazar, 27 Haziran 2010 08:04

 


  Terör eylemleri aralıkla devam ederken ilk günlerdeki gerginlik yerine seviyeli tartışmalara bıraktı gibi ama bu rehavet sürecin ciddiyeti olacakları gölgelemesin. Bu rehavet bizi kaçınılmaz sonlara götürecek gibi.Çok ciddi emaraler belirdi geleceğin nasıl olabileceğine dair. Ben  "OHAL getirilsin"'in  tam aksi olan daha radikal özgürlükçü ve kısa sürede çözüm getiren politikaların, bir an iktidar gündemine alınması ve uygulanması gerektiğini düşünüyorum.

 

Terörle silahlı mücadelenin aha etkinleştirilmesi dışında demokratik açılımın artık içi doldurulmalı. Madem ilk etap sorun tespitiydi ve bir sürü hatalarla yapıldı o zaman artık bu açılımın içi belli bir takvim ve uygulama planı şeklinde madde madde açılım maddeleri ile doldurusun. Bende bu yazımda üç ciddi açılım madddesi önerceğim.

 

"Teröre boyun eğme sayılmayacak politikalar" başlığı adı altında çözüm önerileri sunmaya devem etmek istiyorum fakat  bazı gündem analizleri ve  olayları üzerinden yazacağım ki bunlar saçma, uygulanamaz, fantazi gibi şeyler sayılmasın. Çünkü öyledir bizim ülkemizde ilerde zorunlu olarak olacak şeylerin şimdiden olmasına engel olacak şeyleri düşünenler hain ilan edilir.



Bugün Karşıt Görüş'te izlediğim Stratejik Düşünce Enstitüsü'den Prof. Dr. Yasin Aktay adlı şahıs çok ciddi bir tespitte bulundu ev ben donakaldım: "geçen 7-8 yıldan "emrinizdeyim" diyen; ölmüş, bitmiş bir apo'dan yeniden terör örgütü lideri çıkarıldı" manasına gelen son zamanların en ciddi tespitini yaptı. Bununla kasettiği gerçek;  yapılan onca yanlış politikaların bir sonucu olarak bugün, "pkk ve apo ile görüşlüsün" denilen bir süreci kendi kendimize kendimizin yaşattığıdır.


Bu bir yanda dursun. Gelelim ikinci mevzuya ki; bu daha önemli ve benim "iyi tamam bu çok güzel bir fikrim ama bu iş nasıl olabilir?" dediğim bir konuya cevap getirdi. Bdp'li  belediye  yöneticileri yakında 99 belediyleri için "demokratik özerklik" ilan edeceklerini duyuran bir gündemi oluşturmaya girişmişler. Dayanakları ise AB ile imzaladığımız yerel yönetim kanunları anlaşmasıymış. Bu özerkliğe göre ise belediyeler merkezden kopacak ve kendi kanunlarını uygulayacak. Bunun anlamı bölünmenin, sivil itaatsizlik gösterilerinin ve iç savaşın ilk sinyallari.


Gelelim diğer haberime. Bugün tvde gördüğüm bir haber benim kendime hak verdiğim bir çözümüme cevap oldu.Taksim İstiklalde'le  pkk ve törörü lanetle protestosu yapıldı ve bu protestoda dikkatimi çeken şey mavi beyaz Kürdistanda'ki  Türkmenlerin bayraklarıydı. Beni doğrulayan bu iki şeyide gördükten sonra daha öncede belirttiğim üç radikal kesin çözüm önerilerimi tekrar yazacağım.


Daha önce dediğim gibi süreç kritik bir noktada şuan ve sallanacak vakit yok. Bu sürecin kritikliği kck davaları ile son raddesine gelecek gibi gözüküyor. Şu tehlike var; bdp ve apo terörle mücadele kararlığında pkk'nın etkisizleştirileceğini bildiği/düşüneceği için bu sefer seçmenlerini aktive etmek istecektir.  Sivil itaatsizlik eylemeleri ve iç savaş olayları ihtinmalinin çok yüksek olacağı bu süreci durdurmak ve terörü kökten çözecek  ve teröre boyun eğme sayılmayacak çözümler gerekiyor. 26 yıldır sürdürülen silahlı mücadele yöntemi yeterli olmalıştır ve artık çok radikal siyasi poltikalara gerek var. Bu yüzden çözüm politikalarımız bdplilerin taktiklerini boşa çıkaracak ve öne geçecek şekilde olmalı.

 

Kesin ve net politikalar gerek 26 yıl boyunca sündüre sündüre buralara getirildi. Dada önce "barış" diyenlere "ne barışı ortada savaş mı var ki iki ülke arasında" diyenler çok rahat "savaş" ve "barış" diyebiliyor. Yakında pkk'yı karşı tarafın ordusu gibi gösterecek söylemlerde gelecek ve dahada can atıcak başta şehit ailesi olmak üzre bütün ülkede. Bu yüzden çok radikal ve özgürlükçü çözümler gerkeiyor. Hainlerin masum Kürt vatandaşlarımız üzerindeki baskısından onları kurtacak. En temel nokta burasıdır terörle mücadele. Yılda 1500 tane insanımız dağa çıkaran, tehditle zorla oy alıp meclise gelen bu insanları hegomonyasını günedoğunun üzerinden almalıyız.


 

Madem demokratik açılımada "inadına" devam edilecek o zaman tutarlı bir süreçte olacak bu  olur. Burda yapılacak en önemli şey kürt halkı ile bu hain bölücüleri ayrıştırmak. Bu ise ancak parti kapatma dışında pasifize edilmesi ile olur. Zaten kürtler buna hazır ve bir an önce bu bdpli yerel yönetimlerin azgınlığından kurtulmak ve merkezin kapsayıcılığına katılmak istiyorlar. Burda ciddi bir taktik savaşı gerekiyor ve sivil itaatsizlik eylemeleri ve iç savaş olayları sürecini durudurmak, hainlerinin liderlerini pasifize edip ve terörü kökten çözecek; aynı zamanda teröre boyun eğem sayılmayacak çok radikal çözümler gerekiyor.

 

Bunlardan benim önerdiğim üç şeyi çok değerli buluyorum, kritik buluyorum. Her ne kadar olmaz sesleri çıkacak olsada veya saçma denilse bile süreç orya çoktan geldide geçiyor bile. Yapılacaklar çok basit:

1.Kuzey Irak'ın Kürdistan olarak tanınması ve dillendirilmesi
2.bdp'lilerin Kürdistan'a sürgüne gönderilmesi
3.Kürdistan'la Türkmen ayrılıkçı kürt vatandaşları içeren nüfus mübadelesi


1. koşul zaten ABD eliyle hazırlandı 2. si için ise yakında bdp'li belediyeler tarafından demokratik özerklik ilan edildiğinde zaten bdp'li yöneticiler görevden alınacaklar ve zaten kck davaları içeri 100'lercesi alındı 3.sü içinse artık malum birşey; Taksimde Türkmen bayrağı ile dolaşıyorsak terörü protesto ederken ve içerde birileri illa Kürdistan isteriz diyorsa bunların yer değiştimesi en makul seçenek gözüküyor.


Bu üç çözüm için yeterince şart oluşmuştur ve yapılacak en kesin çözümlerdir bunlar. Gerisi kendimize işkence. Bundan sonra radikal özgürlükçü çözlmler üretilip uygulanmasdığı sürece, daha sıkıntılı bir sürece girebilirz önümüzdeki 5 yılda ve o zaman konjontür öyle bir noktaya gelirki herşey bunları tereddüt etmedn yapmak zorunda kalırız. Zaten Türkiye'de hep böyle olur inkar eder redderiz bir süre gururumuza yediremezsek mecburen kabul ederiz.

 

Hatırlayın zamanında Kuzey Irak'ta Kürdistan kurulması savaş sebebiydi. Şimdi ABD ile komşu olduk orda işler değişti. Bakmayın bizimkiler hala Kuzey Irak yönetimi demesine onlarda Kürdistan diye konuşuyorlar ve yazışıyorlar muhtemelen aralarında. 10 yıl sonrakilerde çıkıp direkt Kürdistan diyecek ve biz muhtemelen 10000 kişi daha vermiş olacağız teröre. Ne gerek var? Ayrıca güneyimizde kendi milletimizin etniğinden olan bir ülkenin olması ABD ile komşu olmaktan kat be kat daha iyidir. Çünkü okyanus ötesi bir komşu arkanızda her türlü işi çevirir ama dibinizdeki bir Kürdistan bunu yapamaz; çünkü sizle iyi geçinmesi gerekir orda ekonomik olarak geçinebilmesi ve dünyaya açılabilmesi için.


  Bu sefer öyle olmasın. 5 yıl daha çekilecek ödenecek bedeller ve sonuda kabul edilecek politikaları bugünden yapalım ve başka işlerimize bakalım. İşin güzel tarafı bunların hiçbiri teröre boyun eğme sayılmayacak aksine muhatap almadan teröristin önüne geçilece son derece demokratik çözümler. Açıkcası bu üç maddeyi açmak bile istemiyorum ama aramızda çok ön yargılı kişi olduğu için açmak gerekiyor bunları. "İyi'de bu nasıl olacak?" diyenler de olacaktır haklı olacak ama son derece basit aslında. 

 

Üç çözümde de Barzani muhatap alınacak ve devletimiz aklını ve büyüklüğünü gösterecek karşılıklı çıkarlar karşılığında anlaşılacak. Türkiye Kürdistan'ı tamamen tanıyacak ve karşılıklı işbirliği karşılığında Barzani ile müzakare edilip şartlar ve yükümlükler belirtilecek. Onlarda buna mecburlar çünkü sonsuza dek ABD himayesinde ve petrol geliri ile yaşayamazlar ticaret ve işbirliği yapacak büyük bir ülkeye ihtiyaçları var. Öncelik ilk önce bdp'nin yönetici kısmın içeri tıkılması ve pasifize edilmesi sonrada sürgüne gönderilmesindedir.  Böylece Türkiye'de yaşamanın değerini anlamış olurlar.  Bodrum'a tatile gitme hakkını elinden alın bakın o zaman sırrı sakık nasıl kendine geliyor. Bakalım o zamanda güneydoğuda Kuzey Kürdistan hayalı kurabilecek mi?

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

http://www.twitter.com/oumitvar
 
Teröre Boyun EÄŸme Sayılmayacak Politikalar GeliÅŸtirmek  e-Posta
Cuma, 25 Haziran 2010 20:27

 Tamda,  açılım tartışmaları ile  silahın bir çözüm olmadığına kanaat getirmişken,  tekrar azan terörist saldırılar karşısında yeniden silahlı mücadele ve onun yöntemleri konusunda yükselen bir tartışmaya girince kafalar karıştı doğal olarak ülkemizde.

 

Teröristle masaya oturmak dahil türlü bakış açıları var. Ben ise sıkışan bu süreçte silahlı mücadeleye paralel ama Teröre Boyun Eğme Sayılmayacak  politikaların neler olacağı üzerinde durmak istiyorum.

 

Çok daha önceden yapılması gereken ama 25 yıldır sadece silahlı, son 1 yıldır silahlı ve siyasi açılımlı mücadele ile devam ettirilen bir terörle mücadele politikasına paralel yürütülmesi gereken ama  terörede boyun eğme sayılmayacak politikalar geliştirmek gerekiyor bir an evvel.

 

 Ben şunuda ayrıca anlıyorum; pkk'nın popüleritesi davalarla kck'ye kayabilir ve sivil itaatsizlikle başlayıp iç savaş riski oluşturacak bir süreç oluşabilir

 

Bu yüzden bu davaların doğuracağı sonuçlarını baştan önleyecek radikal çözümler; Teröre Boyun Eğme Sayılmayacak Politikalar geliştirmek gerekiyor. Bunları yapmadıkça bu süreç çok sıkıntılı geçecektir.

 
Hazırlıksız ve saçma bir  şekilde yapılan açılımın tutmayacağı belliydi ayrıca çünkü; açılım azınlık sağduyulu insanlara göreydi "Analar ağlamasın" sloganında belliydi bu.


"Demokratik açılım aslında barış açılımı idi zihinsel dönüşüm yapmayı amaçlıyordu. Fakat açılım toplumda Kürtçü ve Türkçü ırkçı refleksle sabote edildi." diyor Prof. Nevzat TARHAN. Doğru, ama dediğim gibi bu sağduyusuz siyasilere ve topluma göre bir açılımdı. Oysa açılım sağduyusuz çoğunluğa göre yapılmalıydı. 


Silahlarınların bırakılmadığı bir ortamda, 10000 lerce şehit verilen bir terörle mücadelede milli refleksler elbette olacaktır. Bunu hesaplayarak açılım yapmakta 7 yıllık bir iktidar için çok kolay olmalıydı.


Sonuç olarak, içinde teröristlerin siyasi kanadı olduğunuda bas bağıran bir muhalefetin verdiği bu ayarla gelinen noktaya rağmen, iktidarın kararllığının göz doldurduğu bu dönemde, terörle mücadeleye terörede boyun eğme sayılmayacak yeni açılımlar kazandırmak gerekiyor. Geçmişte yapılmayan ve ilk olarak bu dönemden başlanılması gereken radikal temel çözümler ve önlemler gerekli.



Okullara ırkçılığın önlenmesi için ders koymak, zournlu askerliğin kaldırılma veya terör illerine vergi muafiyeti gibi bir çok psikolojik ve ekonomik yeni terörle mücadele destek politikaları geliştirlebilir.

 

Ayrıca kolluk kuvvetlerien özellikede terör bölgesinde çalışan polis ve zorunlu askerlerin maaşına büyük oranda zam yapmak gerekiyor. Ordaki zorunlu asker en azında asgari ücret maaş almalı ve bitince eve dönünce sıkıntı çekmemeli. Bu motivasyonla çok daha iyi işler çıkarabilir. 

 

Güneydoğu ve doğu anadoluda zorunlu askerlik yapanlara Asgari Ücret kadar maaş verilsin. Bu ülkenin askerinin buna ihtiyacı ve hakkı vardır.

 

Ama bu politikaların eskiye oranla yasakçı ve baskıcı olmasın yerine son derece radikal ama özgürlükçü olması gerekir.


Örneğin, terörün insan kaynağının kurutulması şart. Bunu yapmayan bir terörle mücadel olmaz. Madem dağa çıkan pişman olarak inmiyor ozaman yenilerin dağa çıkmasını engellemek gerekiyor.


Bakıyoruz şuan, herkes mevcut teröristlerin etkisiz hale getirilmesine odaklanmış ama asıl dağa çıkmanın önlenmesi gerekiyor bir yandanda. Bunun için çok ciddi radikal adımlar gerekiyor . Çünkü mevcudu yok eteseniz bile dağa çıkma şartlarını ortadan kaldırmadığınız için eksilenin yeri fazlasıyla intikam almak için dolar.


Bu yüzden daha öncede yazdığım gibi zorunlu askerliğin bir an evvel kaldırılması gerekiyor. Çünkü ayrılıkçı bir sempatizan askerlik çağı geldiğinde, bir süre askerlikten kaçacak sonra askere gitmek yerine dağa çıkmanın daha makul seçenek olduğu kanaatien varacaktır

 

Zaten psikolojik olarak devletle, iktidarla ve Türk'lükle bir sorun yaşadığını için, askeri disiplin içinde mutlaka açık vereceğini düşünecek; bunun yerine dağa çıkmanın ve örgüte katılmanın en iyi yol olduğunu kanaat getirecektir. Gerçekler budur.


Bu yüzden zorunlu askerliğin bir an evvel kaldırılması gerekiyor. Öyle 2-3 yıl sonrası için plan programada gerek yok TSK nın yapacağı. Bunun için en elverişli zamanda bu dönemdir; çünkü sivil hayatta askerliğini yapmış işsiz 100000 lerce kişi var ve bunlar iş arıyor ve aynı zamanda savaşma motivasyonunada sahipler mevcutlara göre. Uygulanbilir mantığı çok basit ve 6 ay bile sürmez bu uygulama. Zorunlu askerliği biten isterse kalacak kalmayanın yerine maaşlısı geçecek. Öyle alt yapı techizatada gerek yok exstra.


Bu çok önemli bir ayağı terörle mücadelenin ve bir an evvel bunun gibi bir politika uygulanmalı. Madem siyasi çözümler bize teröre boyun eğmek gibi geliyor o zaman tedbir ve önleme siyaseti güdelim silahlı mücadel ile beraber.


Bunun dışında Kürtçe eğitim için özel okullarda eğitime izin verilmeli. Bunu yapmak için sadece Kürtçe'ye izin vermeyede gerek yok. Bütün eğitim sistemini devlet okulu dışındaki  okullar için , "eğitimde birlik ilkesi" yerine serbest müfredatlı çoklu eğitim sistemi ya da  özel okulları için sadece dil farklılığı serbestliği olmak üzre tek müfredatlı bir sisteme geçilebilir.


Böylece özel okullarda patlama olacak ve atama bekleyen işsiz öğretmenlerde iş sahibi olacakalardır. Sadece güneydoğuda değil tüm illerde Türkçe ve kürtçe veya başka dillerde özel eğitim olacak ve ülkemiz zenginleşecektir.

Terörle silahlı mücadele yöntemleri bir yanda ayrıca kck davaları daha kilit bir nokayı oluşturuyor bu süreçte. Çünkü endişe ile belirtilen iç savaş konusu daha çok terörün siyasi kanadı ile ilgili. İçeri alınan belediye başkanlarının harekete geçirmek isteyeceği  baskı altındaki milyonlarca insan var. "Taş atan çocuklar" konusunda da aileleri sorumlu tutan bir yasa acil olarak çıkarılmalı ve çocuklar beraat ettirilmeli.

 

Ak Parti açılıma devam edeceğini söylüyorsa bu türden tırnak içinde söylüyorum özellikle "teröre boyun eğme sayılmayacak" politikaları bir an evvel devreye sokmalıdır. Aksi takdirde terörle mücadele iddiası havada kalır.



Gördüğünüz gibi bu çözümlerin hiçbiri teröre boyun eğme sayılmayacak ama terörün kaynağını yok edecek politkalardır. Bunlar çoğlatılabilir. Ben şuan bu kadarını düşündüm ama bu çözümlere devam edeceğim yarın veya başka bir gün.

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

http://www.twitter.com/oumitvar

 
DiÄŸer Makaleler...
« BaÅŸlatÖnceki1234SonrakiSon »

Sayfa 1 > 4
AK PARTİ AK Parti - Adalet ve Kalkınma Partisi
Aydınlık Türkiye Partisi ATP - Aydınlık Türkiye Partisi
Büyük Birlik Partisi BBP - Büyük Birlik Partisi
BCP - Bağımsız Cumhuriyet Partisi
Bağımsız Türkiye Partis BTP - Bağımsız Türkiye Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi CHP - Cumhuriyet Halk Partisi
Dtp
DTP - Demokratik Toplum Partisi
Demokratik Sol Parti DSP - Demokratik Sol Parti
Demorkat Parti
DP - Demokrat Parti
EmeÄŸin Partisi EMEP - EmeÄŸin Partisi
Genç Parti GP - Genç Parti
HEPAR - Hak ve EÅŸitlik Partisi
HYP HYP - Halkın Yükselişi Partisi
HÜR PARTİ - Hürriyet ve Değişim Partisi
İşçi Kardeşliği Partisi İKP - İşçi Kardeşliği Partisi
İP - İşçi Partisi İP -  İşçi Partisi
Liberal Demokrat Parti LDP - Liberal Demokrat Parti
MHP Milliyetçi Hareket Partisi MHP - Milliyetçi Hareket Partisi
MP Millet Partisi MP -  Millet Partisi
ÖDP Özgürlük ve Dayanışma Partisi ÖDP - Özgürlük ve Dayanışma Partisi
SP Saadet Partisi SP - Saadet Partisi
SHP Sosyal Demokrat Halkçı Parti SHP -  Sosyal Demokrat Halkçı Parti
Turkuaz Hareket TH - -  Turkuaz Hareketi
Türkiye Değişim Hareketi TDH - Türkiye Değişim Hareketi"
Türkiye Partisi TP - Türkiye Partisi
Türkiye Komünist Partisi TKP - Türkiye Komünist  Partisi
Yeni Parti YP - Yeni Parti
Yurt Partisi YP - Yurt Partisi
Siyasetten Korkma Güzel Yarınlardan Olma
Twitter Kov Partisi

Anket

Seçim Barajı kaldırılmazsa veya düşürülmezse Kov Partisi gerçek bir parti olarak kurulsun mu tepki olarak buna?
 

Yaklaşım Anketi

Siyasetle ilgilenmeyi tehlikeli buluyor musunuz?
 

Müdavim Olayım



Terör Anketi

pkklıların ve dtpnin özeleştiri yapıp pişmanlıklarını ifade etmedikleri ve özür dilemedikleri bir çözümü kabul ediyor musunuz?
 

Tasarım

logo_linuxkur.com.png



Destekleyen Joomla! Designed by: Free Joomla 1.5 Template, top web hosting. Valid XHTML and CSS.